Geç Kalmışlık Sendromu | Gönül Sadası — Transcript
Full transcript
- 0:00Türkiye'nin ilk katılım bankası [müzik]
- 0:02Albarakat Saadettin Ökten ve Kemal
- 0:06Sayar'la gönül sadasını sunar. 40 yıldır
- 0:10sizinle hep gönüllerde. [müzik]
- 0:13Ünül sadasından hayırlı akşamlar değerli
- 0:15dinleyenlerimiz. Kıymetli hocam
- 0:17Saadettin Ökten ve ben Deniz Kemal
- 0:19Seyar. Bir gönül sadasıyla daha
- 0:21birlikteyiz. Hocam hoş geldiniz. Şeref
- 0:24verdiniz. Estağfurullah. Estağfurullah.
- 0:25Kıymetli hocam bugün toplumsal bir
- 0:28yaraya neşter vuralım istiyorum. Bir
- 0:31süredir sokaklarımızda, Türkiye'de insan
- 0:35ilişkilerinde bir hoyratlaşma olduğuyla
- 0:38ilgili şikayet dile getiriliyor. İki
- 0:40tane genç evladımız gündüz gözü
- 0:43yaşıtları tarafından katledildi
- 0:45geçtiğimiz yıllarda.
- 0:47Sokakta, trafikte çok çabuk insanların
- 0:50kavgaya tutuştuğunu görüyoruz.
- 0:53birbirleriyle çok hızlı bir şekilde
- 0:56neredeyse cürüme, suça varacak bir
- 0:58etkileşim içine giriyorlar. Ben şöyle
- 1:01düşünüyorum. Umberto Eko'nun bir
- 1:04kitabında bir alıntı vardı. Diyor ki,
- 1:07"Geçtiğimiz çağlarda insanlar
- 1:10kendilerini bir gözün izlediğinden
- 1:12emindiler. O Allah'ın gözüydü. Yani
- 1:15Tanrının gözü onları daima izlerdi. Her
- 1:18zaman bir şahit vardı. yaptıklarını,
- 1:20ettiklerini dolayısıyla o şahidin
- 1:23alanından kaçırma, onun kapsama
- 1:25alanından kaçırma şansları yoktu
- 1:27zihniyet olarak. Şimdi biz o gözün
- 1:30varlığı olmayınca hayatımızda içimizde
- 1:33hani içimizde vicdan içimizde Allah'ın
- 1:35sesidir diyor ya Nurettin Topçu. O gözün
- 1:38varlığı içimizde olmayınca her türlü
- 1:42şekilde davranmaya kendimizde hak
- 1:44görebiliyoruz diyor. Yine bu söz
- 1:47çağrışımlar Denizi'e gidiyoruz. Bana
- 1:50Dostevski'nin meşhur sözünü hatırlattı.
- 1:52Tanrı yoksa her şey mübahtır diye
- 1:54kardeş.
- 1:55>> Evet. eee sözünü yani bir tür ilahi
- 1:59bakışın hayatlarımızdan çekilmesiyle had
- 2:02bilmezlik, başkasının haddini tecavüz
- 2:05efendim sınır tanımama kendi nefsini
- 2:08ilah edinme kendi benliklerimizi put
- 2:12yapıp ona tapınma gibi hastalıklar
- 2:15artmaya başladı gibi geliyor bana. Siz
- 2:17bu konuda neler söylemek istersiniz?
- 2:21İsterseniz siz arada bahsettiğiniz Tanrı
- 2:25yoksa her şey bu bahtırdan bir küçük ara
- 2:29not olarak koyalım. Burada söylemek
- 2:32istediği şey Dostoyevski'nin kural
- 2:35koyucu tanrıdır diyor.
- 2:38Bunun tabii mefhumu-u muhalifi veya
- 2:41Dostoyevski'nin söylemediği başkası
- 2:44kural koyamaz.
- 2:47Bu eleştireli okuma notlarında vardır.
- 2:51Critical reading'de bir yazar bir şeyler
- 2:54söyler. Esas derler onun
- 2:55söylemedikleridir.
- 2:57Ama o söylemedikleri söylediklerinden
- 2:59çıkarılabilir. Dostki de burada kural
- 3:03koyucu tanrıdır diyor. Tanrı yoksa her
- 3:05şey mübahtırın arkasındaki
- 3:08söylemediği ama bizim hissettiğimiz bize
- 3:10hissettirdiği
- 3:12Tanrıdan başkası kural koyamaz diyor.
- 3:14Koysa bile o kurallar geçerli olmaz.
- 3:16Diyor ki şu anda yaşadığımız dünyada biz
- 3:19bunu çok net görüyoruz. Batı dünyası
- 3:21modernede birçok kural koydu.
- 3:23>> Hı hı. Ve o kuralları kendisi çiğnedi,
- 3:26çöpe attı.
- 3:29Evet. Bir tanesi bu. Demek ki sadece
- 3:32tanrı seküler konuştuğum için tanrı
- 3:34diyorum. Dosya veskin diliyle. Yoksa
- 3:37tabii ki tanrı demeyeceğim. Gelelim had
- 3:40meselesine, hoyratlık meselesine. Burada
- 3:43iki tane temel saygı var. Türkiye için
- 3:45söylüyorum. Çünkü batı dünyasıyla hala
- 3:49temasım var. Hatta bu geçtiğimiz yaz iki
- 3:53defa batıya gittim kaldım. Yani
- 3:56konferans vesaire sohbet. Ben her
- 3:58gittiğimde biraz da müşahede. Siz de
- 4:00öyle yapıyorsunuz yani.
- 4:02>> Ne oluyor ne bitiyor gözlemliyoruz.
- 4:03>> Tabii
- 4:04>> bir iki kişiyle konuşuyoruz. Bir
- 4:05kitapçıya bakıyoruz. Bir insanlara
- 4:08bakıyoruz filan filan. Bir resim çıkıyor
- 4:10oradan. Tabii bunun da şöyle bunun bir
- 4:13arka planı var.
- 4:14>> Daha evvelki tecrübelerimiz var. Her
- 4:16tecrübeden sonra üzerinde düşündüğümüz,
- 4:19tartıştığımız konular var ve okuduğumuz
- 4:22metinler var. Bir bütünlük hasıl oluyor.
- 4:25Bir tanesi şu Türkiye'de Kemal Beyciğim
- 4:27bir geç kalmışlık sendromu yaşanıyor şu
- 4:30anda.
- 4:31>> Neye geç kalmışlık hocam?
- 4:32>> Moderniteye.
- 4:33>> Moderniteye.
- 4:34>> Moderniteye. Biz geç kaldık. Teknolojiye
- 4:36geç kaldık. İlme bilime geç kaldık
- 4:40hadisesi var. Yetişelim yapalım. Biz
- 4:43zannediyoruz ki bunları yapınca biz
- 4:44refaha ereceğiz, saadete ereceğiz. Böyle
- 4:48bir geç kalmışlık endişesi var. Bir
- 4:50tanesi bu. Eee mesela İsviçre'de 10 gün
- 4:54kaldım. 5 gün İsviçre, 5 gün Avusturya.
- 4:57Ciddi Orta Avrupa devletleri. Bunların
- 4:59geleneği var. Amerika'nın etkisi
- 5:01minimal. Mesela bu buralarda mesela
- 5:05Hollanda'ya gitsem Amerika'nın etkisini
- 5:07daha çok görürdüm. Buralar daha
- 5:08muhafazakar. Orta Avrupalılar. Buralarda
- 5:11geç kalmışlık etkisi yok. Çünkü
- 5:14yapmışlar adamlar. Ama şimdi Türkiye'de
- 5:16var. Bu hoyratlığın, bu aceleciliğin, bu
- 5:19savurganlığın, bu sertliğinin birinci
- 5:22sebebi geç kalmışlık sendromu. Bizim de
- 5:26olsun, benim de olsun. Niye yok? Tabii
- 5:28bu bizim birçok gerçeği görmemizi de
- 5:30engelliyor. Onu da ayrıca konuşabiliriz.
- 5:33Yani biz hala batıyı bir cennet gibi
- 5:36görüyoruz. Alakası yok. çok ciddi
- 5:39bedeller ödeyen bir insan toplum var
- 5:41batıda. Türkiye'nin gençlerinin şunu
- 5:43söylüyorlar bana. Yakınlarım, dostlarım,
- 5:47batıyla teması olanlar diyorlar ki
- 5:49insanlar batıya gitmek istiyor gençler.
- 5:52Çünkü orada çok rahat bir hayat var. Bu
- 5:55şöyle söylüyorlar. Tek bir argüman şu
- 5:57kadar eee kazanıyor ve altında şu marka
- 6:01otomobil var. Şimdi şöyle görüyorlar
- 6:03insanlar. Türkiye'deki bütün şartlar
- 6:05aynı ama bir anda şu kadar avro geliyor
- 6:08ve bir iyi bir otomobil var.
- 6:11Türkiye'deki hiçbir şart orada yok. Onu
- 6:13görmüyorlar. Onu görmeleri mümkün değil
- 6:15filan. Bir tanesi geç kalmış. İkincisi
- 6:18>> Hı hı.
- 6:18>> Türkiye'de maalesef devlet otoritesi çok
- 6:21yumuşak. Çok yumuşak. Otorite olmadan
- 6:25nizam gerçekleşmez. Buna adın demokrasi
- 6:28deyin, insan hakları deyin, özgürlükler
- 6:31deyin, ne derseniz deyin. Bir yerde bir
- 6:35otorite, bir kurallar bütünü olmadan
- 6:37burada nizamın gerçekleşmesi mümkün
- 6:39değil. Otokte fevkalade zayıf Türkiye'de
- 6:42ve bunu biz özgürlük olarak algılıyoruz.
- 6:45Anarşi çıkıyor.
- 6:47>> Evet. Düzenli anarşi toplumu.
- 6:49>> Evet.
- 6:50>> Bir İsviçre ile ilgili bir misal
- 6:52anlatmışlardı hocam. Sözünüzü balla
- 6:54kesmiş olayım.
- 6:55>> Estağfurullah. Şimdi İsviçre'ye giden bu
- 6:58malum Körfez ülkelerinin zengin
- 7:00çocukları orada süratli arabalarla
- 7:04asayişi bozmaya başlamışlar. Hızlı araba
- 7:06kullanarak işte cayırtılı araba
- 7:08kullanarak işte bunlara ceza veriyorlar.
- 7:11O ceza çok rahatlıkla
- 7:12ödeyebiliyorlarmış. Caydırmıyormuş
- 7:14cezalar. Sonra şöyle bir ceza
- 7:16getirmişler.
- 7:18>> Bir pres makinesi almışlar. Bu cezayı
- 7:21kişi ikinci 3üncü defa bu suçu işlediği
- 7:24zaman cezası pres makinesi geliyor.
- 7:27Sokağın ortasında o yarışma arabasını
- 7:29veya o çok kıymetli arabayı alıyor
- 7:31içine. Tamamen presliyor ve size bir
- 7:35teneke yığını olarak geri veriyor. Tabii
- 7:37bu kadarına razı olamamışlar. Anında
- 7:40kesilmiş. Yani otoritenin zamanında yeri
- 7:44geldiğinde ne kadar zecri, ne kadar
- 7:46zorlayıcı olabileceğini göstermek
- 7:47açısından anlattım.
- 7:48>> Evet. Evet. Yani şimdi bunu Türkiye'de
- 7:51yapsanız, yapmaya kalksanız, konuşsanız
- 7:53nasıl tepki alırsınız? Bir de bunu
- 7:55düşünün. Ama buna karşılık toplum ödüyor
- 7:57bedelini. O tarafını hiç düşünmüyoruz.
- 8:00>> Bizde ise haddi aşmanın, efendim emniyet
- 8:02şeridinden gitmenin, başkasının hakkına
- 8:05tecavüz etmenin veya bir sorumluluğunu
- 8:07yerine getirmemenin yani hiçbir
- 8:10karşılığı olmayacağına dair insanlarda
- 8:12tuhaf bir özgüven var.
- 8:13>> Ve yani bunu yapmaya kalktığınız anda
- 8:15ciddi şekilde toplumsal bir tepki
- 8:17görüyorsunuz. Ve sonra toplum şikayet
- 8:20ediyor. Bu böyle bir şey, böyle bir
- 8:21hayat yok.
- 8:22>> Evet. Yani bizim hakikaten toplumsal
- 8:25kuralları, bir arada yaşamamızı
- 8:27kolaylaştıran toplumsal kuralları çok
- 8:30kuvvetli bir şekilde, kesin bir şekilde
- 8:32tatbik edecek hem bir otoriteye
- 8:34ihtiyacımız var hem de o otoriteye
- 8:36gönüllü boyun eğmeye ihtiyacımız var.
- 8:38>> Aksi halde biz bedelini biz ödüyoruz.
- 8:40Öyle kızıyoruz. Kendimize kızıyoruz.
- 8:43Neyi kızdığımızı da bilmiyoruz. Ben bir
- 8:45misalde ben anlatayım. bir toplantı. Bir
- 8:48profesör benimle görüşmek istiyor. Bir
- 8:50dostta beni Viyana'dayız. Bu toplantıya
- 8:52götürüyor. Biraz geç kalmış. Arabasını
- 8:55geldi. Bir park yeri boştu. Oraya park
- 8:58etti ve biz toplantıya gittik. Eee,
- 9:01profesörle görüşüyoruz. Dedi ki, Götegan
- 9:03dost 5 dakika sonra izin istedi. Ben
- 9:05dedi gideyim arabayı düzelteyim. Dedim,
- 9:07"Hayır ola." dedi ki, "Bütün arabaların
- 9:10ön tarafları kaldırıma doğru veren park
- 9:13etmişti. Ben arkadan girdim."
- 9:15>> Hım.
- 9:16ters tarafı ama park çizgileri içindeyim
- 9:19ama arabamın ön tarafı istenen
- 9:22istikamette değil. Ceza yazarlar dedi.
- 9:25Trafik engellemiyorsunuz. O park yerinin
- 9:27çizgilerinin içindesiniz ama arabanızın
- 9:30ön tarafının da aynı istikamette olması
- 9:32lazım ve gitti arabasını düzeltti.
- 9:34>> Evet. Yani bizim de bir arada yaşamamızı
- 9:37kolaylaştıran bu toplumsal adap, nezaket
- 9:41kuralları başta olmak üzere birbirimizin
- 9:44hakkını gözeteceğimiz kuralları çok daha
- 9:46iyi gözetmemiz, riayet etmemiz lazım.
- 9:48>> Buna buna toplumsal toplum olarak buna
- 9:51bizim kendimizin istekli olmamız
- 9:53gerekli. Aksi halde fatura bize çıkıyor.
- 9:55>> Evet. Ve ayrıcalık istememiz lazım.
- 9:57>> Evet. Evet.
- 9:58>> Türkiye'de ayrıcalık istemek çok yaygın
- 10:00bir şey hocam.
- 10:01>> Evet. Maalesef. Yani herkes kendine özel
- 10:04bir muamele yapılsın. Kendisi toplumun
- 10:07diğer insanlarından var tutulsun, ayrı
- 10:10tutulsun istiyor. Eşitler toplumda bu
- 10:12böyle olmamalı. Yani insanlar, bazı
- 10:15insanlar kendilerini dezavantajlı asla
- 10:18hissetmemeliler. Yani bizim başımıza her
- 10:21türlü musibet gelebilir ve bu cezasız
- 10:23kalabilir anlayışından bizim sıyrılmamız
- 10:25lazım.
- 10:26>> Aynen öyle. Bu antisosyalite dediğimiz
- 10:29şey yani bir suç işledikten sonra hiçbir
- 10:32nedamet getirmeme böyle kuralsız
- 10:35toplumlarda yeşeren bir şey kıymetli
- 10:36hocam antisosyal dediğimiz yani psikopat
- 10:40geçmişin ifadelendirmesiyle kişilikler
- 10:43bir norm kuvvetli bir kural koyulmasının
- 10:46olmadığı ortamlarda çok kolay neşvema
- 10:49buluyorlar. Çok hızlı bir şekilde kendi
- 10:51hükümlerini icra etmeye başlıyorlar.
- 10:54kaosun, düzensizliğin insanların
- 10:57birbirinin hakkına mütecaviz olduğunun
- 10:59yaygınlaştığı her durumda devletin çok
- 11:02hızlı bir şekilde müdahil olması lazım.
- 11:04>> Siz böyle anlatırken ben bir 70 sene
- 11:07öncesine gittim ve büyüdüğüm İstanbul
- 11:10vefati çevresini hatırladım. Hiç böyle
- 11:12değildi.
- 11:13>> Evet.
- 11:14>> Biraz evvel bir misal verdiniz. dediniz
- 11:16ki yani eğer sizde sizi gözetleyen bir
- 11:20ilahi iktidarın bir gücün olmadığı fisi
- 11:24varsa siz her şeyi yaparsınız.
- 11:27Avrupa'nın eee eski hali eee Fatih
- 11:30çevresi öyleydi. Yani Allah bize sorar
- 11:33kul hakkı diye bir kavram vardı.
- 11:35>> Evet.
- 11:36>> Fakat bu arada şu [boğazını temizler] da
- 11:37konuşulurdu.
- 11:39Bir parti geldi. Parti ismini
- 11:42vermeyeceğim.
- 11:44politika siyasi olmasın diye Allah
- 11:47korkusunu kaldırdı. Diğer bir parti
- 11:49geldi devlet korkusunu kaldırdı bu
- 11:52milletten. Bu da söylenirdi. Şimdi tabii
- 11:55burada Allah korkusu ve devlet korkusu
- 11:57bir otorite. İnsanlar bu otoriteyi
- 12:00hissetmek mecburiyetindeler toplu
- 12:03yaşadıkları zaman. Ve bunun bir paylaşım
- 12:06meselesi olduğunu bilme lazım.
- 12:08Belçika'dayız. Çok basit bir şehirde
- 12:12merkezde park yeri mahdut otomobiller
- 12:16park ediyorlar ve orada basit bir
- 12:19uygulama var. Herkes arabasının saat
- 12:22kaçta park ettiğini bir kağıt koyup ön
- 12:26camına koyuyor. Geldim saat 11 yazıyor.
- 12:30Orada bir saat park edebilirsiniz. Polis
- 12:32geziyor.
- 12:34Bakıyor saat kaç? Adam kaçta gelmiş?
- 12:3711'de gelmiş. Saat kaç? 11.3. yarım
- 12:39saatte daha var diyor. Eğer 12.5'sa
- 12:42arabaya ceza müzekkeresini koyuyor. Bu
- 12:45kadar basit. Ne oluyor? O merkezdeki
- 12:48park yeri toplum tarafından
- 12:49paylaşılıyor. Benim bulunduğum semtte şu
- 12:53anda sabah da erken gelen arabasını park
- 12:56ediyor. Akşama kadar arabası orada.
- 12:58Öbürleri 300 liralık park yerine gitmek
- 13:01zorundalar. Buradan başlıyor hadise.
- 13:03>> Tabii. Kul hakkı.
- 13:05>> Kul hakkı. Öteki adam böyle erken geldim
- 13:08aldım diyor. Öteki de dolanıyor
- 13:09dolanıyor bulamıyor yer. Kul hakkı gayet
- 13:13basit. Yani bir müzekkere koyuyor. Diyor
- 13:17ki tamam bir saat geçti mi? Peki dedim
- 13:20ki mesela 11'de geldi de oraya 12 yazdı.
- 13:25Kontrolcü geldi baktı o adamın şeyinde
- 13:2812 yazıyor. Saate baktı 11.30. Ona da
- 13:30ceza kesiyor.
- 13:31>> Tabii.
- 13:32>> Eğer 12'yi geçe gelse diyecek ki ha bu
- 13:3512'de gelmiş ama evvel gelince ceza
- 13:38kesiyor. Bu yayılınca bir defa kimse
- 13:41yapmıyor. Yapamıyor. Cesaret edemiyor.
- 13:45Mesela arabayı çekiyorlar veya ciddi
- 13:47manada bir ben gittiğim zaman da Belçika
- 13:50frangı vardı. Euro yoktu henüz daha.
- 13:53Ceza onu ödüyor. Ödemek zorunda kalıyor.
- 13:55Aksi halde bir şeyden kontrolden
- 13:58geçiremez. Şöyle olmaz. böyle olmak.
- 14:00Dolayısıyla bizim birinci sıkıntımız bir
- 14:04gecikmiş bir psikoloji içindeyiz.
- 14:07Yetişemedik. İkincisi bir otorite
- 14:10eksikliği var. Açık gözümüz, şanslımız
- 14:14belki biraz
- 14:15>> pervasız olanlarımız,
- 14:16>> pervasız olanlarımız biraz böyle hayata
- 14:19karşı challenge'ı yüksek olanlar bu işte
- 14:23kazanıyorlar ama kitle iziliyor. Hak
- 14:26zayi oluyor. Bir defa hak zayi olunca
- 14:29yani adalet fikri toplumda zedelenince o
- 14:33toplumda huzur kalmaz, güven kalmaz,
- 14:35toplumun itibarı kalmaz, insanın itibarı
- 14:39kalmaz.
- 14:40Dolayısıyla
- 14:41>> bir kötülük değerli hocam bizim aile
- 14:44yapımızda da terbiye mevhumu zayıflıyor.
- 14:47Yani bundan
- 14:50bilemiyorum bir 40-50 sene evvel eee bir
- 14:53velinin gelip bir öğretmenden hesap
- 14:56sorduğu okulunda eee pek vaki değildi
- 15:00herhalde. Şimdi öğretmen eee
- 15:01arkadaşlarımızı dinliyorum.
- 15:03>> Korkuyorlar hocalar.
- 15:04>> E evet hocalar korkuyor. Diyorlar ki
- 15:07veliler, bazı veliler geliyorlarmış.
- 15:09Neden benim evladıma düşük not verdin?
- 15:12Neden kaşını kaldırdın? Neden ona
- 15:14konuşurken şöyle konuştun?
- 15:16>> Yani böyle bir kendimizi kutsama, kendi
- 15:18kabilemizi kutsama, kendi çocuğumuzu
- 15:20kutsama,
- 15:21>> otorite boşluğu, otorite boşluğu ve bizi
- 15:23kendimize hep geç kalmıştık. Daha iyi
- 15:26yetişsin, daha iyi yetirsin. Bırak yani
- 15:29bir de bu işte yani Türkiye'de hala onu
- 15:32ben çok net görüyorum. Batıyı,
- 15:35moderniteyi kutsama olayı devam ediyor
- 15:39Türkiye'de.
- 15:40Teknolojik bir fark çok az kaldı artık.
- 15:43Yok da diyebilirim yani. Hı.
- 15:45>> Ama hala öyle bir yani burada hayatında
- 15:48memnun olmayan birçok insan batıyı
- 15:51güllük güllü tanık zannediyor gençler
- 15:53arasında. Özellikle
- 15:55böyle bir batı yok. Böyle bir böyle bir
- 15:58dünya da yok esasında. İşte bu mesela
- 16:02ben 50 yaş kuşağıyla da konuşuyorum.
- 16:06Yani dostlarım var, öğrencilerim var. Şu
- 16:09psikoloji var. Biz çok çektik evladımız
- 16:12çekmesin. Doğrudur. Yani biz çok çektik.
- 16:15Şöyle ülke bir yerden bir yere gelirken
- 16:17bazı nesiller biraz yük alıyorlar. Ama
- 16:21bu hattan sonraki Almanya için de
- 16:23geçerli.
- 16:24>> Tabii.
- 16:24>> Yani 1945 Almanya'sı için de geçerli.
- 16:281960 Almanya'sı için de geçerli. Şimdiki
- 16:31Almanya için de geçerli. Dolayısıyla eee
- 16:35evladımız çekmesin demek birtım
- 16:37problemleri ebeveyin çözüyor. Çocuğun
- 16:40çözmesi gereken problemleri.
- 16:43Sonra zaman geçiyor. Çocuk büyüyor.
- 16:46Hayata girdiğimiz zannediyor girmiyor.
- 16:49Eğitim almak bir sahibi olmak hayata
- 16:52girmek yemek değil. Hayatın problemine
- 16:55birebir başa kalmak ve onları çözebilmek
- 16:58hayata girmek demek. Risk almak demek
- 17:01hayata girmek demekle baba ve anne
- 17:03alıyor riski. Bunun bedelini ödüyorlar
- 17:06ama bir mümin yer geliyor. Baba ve anne
- 17:09çözemiyorlar problemi. İşte o zaman
- 17:12problem çıkıyor. Ama bunun çocuğa
- 17:16bidayetten beri verilip alıştırılması
- 17:19lazım. Babamı rahmetle anıyorum her
- 17:22zaman için. Allah rahmet eylesin.
- 17:23>> Ayrıca anıyorum şundan dolayı.
- 17:27Çocukluğumda küçüldüğümden itibaren
- 17:29annem ve babam bana hem yetki verdiler
- 17:32hem de mesuliyet verdiler. Salahiyet ve
- 17:35mesuliyet iki yakın arkadaş birbirinden
- 17:38ayrılmaz. Bu yani siz çocuğa had bilme
- 17:43öğrettiğin zaman onu aynı zamanda mesul
- 17:45tutuyorsunuz. Yapman gereken budur
- 17:48diyorsunuz. Tabii ki yetki de
- 17:50vereceksiniz. Bir şeyleri öğrenecek.
- 17:53Yetkil vermeden öğrenemez çocuk bir
- 17:55şeyleri ama mesuliyete vereceksiniz.
- 17:58Küçük yaşından itibaren. Ben de mesela
- 18:00şu anda evde yapabildiğim şu 6 yaşındaki
- 18:03torunuma meyve alıyorum manavdan.
- 18:06Yardımcım kapıya kadar getiriyor. Bizim
- 18:10Ömer'in vazifesi kapıdan meyveyi alıp
- 18:13mutfağa götürmek. Ömer diyorum portakal
- 18:15var iç kilo al portakallı mutfağa götür
- 18:19tezgahın üstüne koy.
- 18:20>> Mesuliyet duygusuna bu yaştan
- 18:21alıştırıyorsunuz.
- 18:22>> Başlıyor çocuğa mesuliyet alıştı artık.
- 18:25Dede meyve var mı? Var. Git al kapıdan.
- 18:27Ben getirebilirim tabii ki getiririm.
- 18:29İkiyi de getiririm. Elhamdülillah 12'yi
- 18:31de getiririm. Ama onun vazifesi.
- 18:33>> Evet.
- 18:34>> Belki biraz sonra bu meyveleri yıka
- 18:37buzdolabına koy da gelecek yani. Onu da
- 18:39bilemem. Belki annesi yapacak. Yani
- 18:42böyle başlıyor hadise. Dedem meyve
- 18:44almış, ben onu mutfağa götürüyorum gibi.
- 18:48>> Değerli hocam bu konuda zaten aileler de
- 18:51çocuklarını pamuklara sararak
- 18:54büyüttükleri için
- 18:55>> işte.
- 18:55>> Sonra diyorlar ki eee bizi şikayet
- 18:57ediyorlar. Eee, efendim çocuğumuz sabah
- 19:00yatağını toplamıyor. Çocuğumuz sabaha
- 19:03kadar oyun oynuyor, akşama kadar da
- 19:05uyuyor. Efendim, evle ilgili en ufak bir
- 19:08sorumluluk üstlenmiyor. Ama bunu anne ve
- 19:12babanın çok küçük yaşlardan alıştırması,
- 19:14eee, bu şekilde büyütmesi lazım
- 19:16evladına.
- 19:17>> Hat buradan çıkıyor işte ortaya yere. O
- 19:19çocuk oyunu game over diye bir şey
- 19:22okudum geçen de gazetede. Oyun bitti.
- 19:24Yeniden başlayalım. İşte biraz evvel
- 19:26bahsettiği hadisede öyle. Şimdi o
- 19:29oyunlar Allah muhafaza yani işte geliyor
- 19:32ötekini vuruyor bir tek benekini
- 19:34öldürüyor. Düşmanı yaralıyor, şöyle
- 19:35oluyor, böyle gidiyor. Oyun bitiyor.
- 19:37Yeniden oyun başlıyor. Çocuk oyun hayatı
- 19:39öyle görüyor. Orada silahlar var. Çocuk
- 19:42da diyor ki bir tane de ben alayım
- 19:44bakayım diyor. Mesela geçen birkaç sene
- 19:46önce bir tanesi pencereyi açtı aşağı
- 19:48atladı ve öldü. Tabii
- 19:50>> hayal aleminde Bodri yarın var ya
- 19:52>> postru hayal aleminde yaşıyor insanlar
- 19:54yani. Yan baktın dedi. Çekti bıçağı.
- 19:59>> Simülakrlar aleminde e yaşıyoruz.
- 20:02>> Mesela geçtiğimiz günlerde yine bir
- 20:04evladımız katledildi yaşıtı tarafından.
- 20:07Hiç konuşmadan alıyor. Çok üzücü bir şey
- 20:10bunu tasvir etmek ama kalbine doğru
- 20:13saplıyor bıçağı. Zannediyor ki kendisi
- 20:15herhalde bir filmde, bir çizgi filmde.
- 20:17>> Evet. Çizgi filmde insanlar ölüyorlar,
- 20:20yeniden canlanıyorlar. Efendim muhakeme
- 20:23kusuru da var burada.
- 20:25>> Yani bunun neticesinde gencecik bir
- 20:28kardeşinin vefat edeceği, efendim bir
- 20:30ailenin perişan olacağı, kendinin hayat
- 20:34boyu mahkum kalacağı, hayat boyu bunun
- 20:36bedelini ödeyeceği, bunları öngörememe
- 20:40problemi var. Aa şöyle bakın. Çok
- 20:42enteresan bir şey söylediniz ama
- 20:44bidayetten başlıyor. 99 depremi evdeyiz.
- 20:48Gece sallandık ciddi manada hep kalktı
- 20:51tabii.
- 20:52>> H
- 20:53>> bir durduk filan artçılar ciddi açılar
- 20:55geliyor. Bir de bir misafirimiz var.
- 20:59Küçük bir çocuk. 8 10 yaşlarında. Evde
- 21:01konuşuluyor. İşte depsen büyük bir
- 21:04felaket. Kim bilir neler olmuştur
- 21:06vesaire vesaire.
- 21:08O küçük misafirimiz dedi ki, "Benim için
- 21:10problem değil. Benim hayat sigortam
- 21:12var." dedi. Bu çok çok çarpıcı ve çok
- 21:16önemli ve çok soğuk bir söz. Yani
- 21:20kendisinin dışında hiçbir insanla
- 21:22alakadar olmayan yıkılan yuvalar,
- 21:25insanlar, o korku, o dehşet, o fecaat,
- 21:29hayat sigortası. Yıllar yıllar önce beni
- 21:32hatırladım. Amerika'dayız. bir bizden
- 21:35bayağı büyük ve çok başarakılı bir kimya
- 21:38mühendisiyle konuşuyoruz. Oraya
- 21:40yerleşmiş bir Türk dedi ki bana, "Genç
- 21:43dostum, insan hayatta en büyük
- 21:46yardımcısı, hayat sigortasıdır."
- 21:48>> Hım.
- 21:49>> Ben böyle 20'li yaşların sonunda, 30'lu
- 21:51yaşların başında çok naif bir Türk
- 21:54Müslüman çocuğu olarak çok üzülmüştüm bu
- 21:57lafa. En büyük dostluğu insanın hayat
- 21:59sigortasıdır. Ne kadar büyük bir
- 22:01yalnızlık, ne kadar büyük bir dehşet
- 22:04içinde kaldım. Hala da öyleyim yani.
- 22:07>> Halbuki kadere karşı sigortalanamayız.
- 22:09>> Hiçbir şey yok.
- 22:10>> Hiçbir sigorta işlemez kadere karşı.
- 22:13>> Ya yani bir insanın
- 22:15ya dedeciğim, babacığım, hocam, Sade
- 22:18amca tabirler bana geliyor. Saadettin
- 22:21Bey abi nasılsın? Ne var ne yok? Bugün
- 22:24seni iyi gördüm. Bugün düşüncelisin. O
- 22:27kadar büyük lütuflar ki bunlar. Bak sana
- 22:29çay yaptım getirdim. Bir domates şey
- 22:33püresi yapmıştım. Ekmeğe sürer yersin.
- 22:36Müthiş şeyler bunlar. Yani hiçbir
- 22:38sigorta bunlar kadar güzel değil. Soğuk,
- 22:41neşesiz.
- 22:43Ama işte böyle yetiştiriyor
- 22:44yetiştiriyoruz insanları. Ve ondan sonra
- 22:46da düşünüyoruz ki niye bir şey demiyor?
- 22:49E kabahatlisi suçlusu biziz. hayatın
- 22:52içinde vermekle,
- 22:55eee, muhabbetle, hizmetle onu donatmadık
- 22:57ki.
- 22:58>> Geçtiğimiz programlarda da söylemiştim.
- 23:00Eee, bir söz var kıymetli hocam. Kalbin
- 23:03eli aklın aritmetiğinden hızlıdır diyor.
- 23:06>> Muhteşem.
- 23:08Yani kalp kuşatır. O kadar hızlı
- 23:11yaraları sarar ki. E o sırada sigorta
- 23:14işlemleri efendim aklın aritmetiği daha
- 23:18>> yayan kalır. Yani onun yanında uçarak
- 23:20zaten yaraları telafi eder, sarmalar.
- 23:24>> Değerli hocam şimdi modern medeniyette
- 23:26şöyle bir şey var. Çok biz mahremiyet
- 23:30duygumuzu giderek kaybediyoruz. Teşir
- 23:32kültürü giderek ön plana çıkıyor. Bu da
- 23:35utanma melekemizi giderek azaltıyor.
- 23:39Başkalarının önünde yapmayacağımız
- 23:41şeyleri şimdi modern medeniyette yapmak
- 23:43bir şey oldu adeta. Övülecek bir
- 23:46davranış oldu. Yani aile sırlarını fahş
- 23:48etmek, efendim kendinin en eee mahrem
- 23:51anlarını fahş etmek. Hayır en basiti
- 23:54yemek yiyor. Adam yediği yemeği
- 23:56restorana çekip paylaşıyor. Şunu yedim,
- 23:58bunu yedim diyor.
- 23:59>> Tab
- 24:00>> annem derdi ki, "Oğlum zembil içindekini
- 24:02sen bil."
- 24:03>> Tekrar edelim dinleyicilerimiz için. Zen
- 24:05bil içindekini sen bil. Ne güzel.
- 24:07>> Mesela fileyi sevmezlerdi bizimkiler.
- 24:10File. File kolay bir şey çünkü cebine
- 24:12koyar gidersin. Akşam gelirken doldurur
- 24:15gelirsin.
- 24:16>> Hı hı.
- 24:16>> Fileye koydum bari kese kağıdına koydur
- 24:19derlerdi ama zembilin içi görünmez.
- 24:22Zembil içindekini sembil. Sonra
- 24:24evlendim. Mevreme Hanım'ın büyük babası
- 24:27kasabalı. On alışveriş sepeti var.
- 24:30Sepetin üstünde de örtü var.
- 24:33>> Hım.
- 24:34>> Pazara gidiyor. Masraf görüyor. Sepet
- 24:37doluyor ama sepet örtüsü var üzerinde.
- 24:41Örtülüyor. Eve öyle geliniyor. İçinde ne
- 24:43var bilmiyor kimse. Böyleydi.
- 24:46>> Muazzam.
- 24:47>> Neden? Alamaz. imrenir, göz kalır, şöyle
- 24:50olur, böyle gider vesaire.
- 24:53Dolayısıyla
- 24:54ya çok ayıptır yani size verilmiş olan
- 24:57bir rızık. Sen pişir, kotar, ikramet
- 25:00ayrı ama gösterme. Şimdi adam gidiyor
- 25:03bir lokantaya yemek yerken resmini
- 25:05çekiyor. Şunlar şunları yedim, bunları
- 25:08bunları da yedim. Bak böyle şeye
- 25:10koyuyor. Herkes de onu görüyor. Buradan
- 25:12başlıyor hadise.
- 25:13>> Hocam benim çok değil yani benim kendi
- 25:15gençliğim, çocukluğum evresinde
- 25:17lokantaların sokak tarafındaki
- 25:20camlarında perdeler olurdu.
- 25:21>> Perde vardı değil mi? Tabii tabii.
- 25:23>> Yani bu incelikten nasıl bir kabalığın
- 25:26içine düştük insan anlamakta zorlanıyor
- 25:28>> maalesef. Maalesef. İşte o nefsaneyi ben
- 25:32de yaparım, beni de görün, ben de
- 25:34güçlüyüm. Hep öz hep özendi. Batıda yani
- 25:38siz de biliyorsunuz bu kadar çok yine
- 25:41görünmüyor. Yine gizli kapalı. Mesela
- 25:44ben şeye bakıyorum kendim biraz da
- 25:47mühendis ve mimar arası bir şeyim ya.
- 25:49Ben mesela tarihi binaları bizde
- 25:54kullanıyorlar. Giriş katlarını ve kafe
- 25:57restoran olarak vitrini komple
- 26:00açıyorlar. Halbuki batıda da
- 26:02kullanırlar. Tarihi bir anın cephesini
- 26:04bozmazlar. Kapıya bir tabela koyarlar.
- 26:07Filan restoran, filan kafe. Cepheyi
- 26:10açmazlar. İçine girerseniz dekorasyon
- 26:13ona göredir. Binaya hürmet ederler.
- 26:16Bizde o gösterişle levhalar büyük,
- 26:19cepheler çık. Binanın üst katına bakın.
- 26:21Farklı bir üslup görürsünüz ama giriş
- 26:24katı cephe çok değişmiştir.
- 26:26Gösterişçilik. Bunlardan kurtulmamız
- 26:29lazım. İşte had bilme buradan başlıyor.
- 26:31Bu adım adım yani siz bir kuralı için
- 26:34nediniz. Bir tepki görmediniz. Şu sizde
- 26:38farkına varmasanız bile yerleşiyor. Ha
- 26:41demek ki kural çiğnini biliyormuş. Bana
- 26:43bu bir özgürlük getirdi. Esasında onun
- 26:46bir bedeli var. O bedeli toplum ödedi.
- 26:49Toplum kalitesizleşti
- 26:51ve siz de o toplumun içinde
- 26:52yaşıyorsunuz. Bunu fark etmiyorsunuz.
- 26:55Çünkü ilk anda kuralı çiğ dediğinizde
- 26:57siz bir güç kazanıyorsunuz. Bir özgürlük
- 27:00alanı açılıyor size. Yapma dedeler
- 27:03yaptınız. Kendinizi özgür
- 27:05hissediyorsunuz ama o toplumun kalitesi
- 27:07düştü ve siz de o toplumun içindesiniz.
- 27:10Ondan ayrı değilsiniz. Onu fark
- 27:11etmezsiniz. Bu tekrarlandıkça şük
- 27:15çıkıyor. Bu memlekette de yaşanmaz ki.
- 27:17>> Tabii. O zaman ben de aşayım kuralları.
- 27:21Ben de kuralları ihlal edeyim. Ben de
- 27:23kimsenin gözünün yaşına bakmayayım gibi
- 27:25daha zalimane, daha vicdansız bir
- 27:28kişilik tarzı boy veriyor kıymetli
- 27:31hocam. Yani o açtı kuralları, o ihlal
- 27:34etti. Hiçbir şey başına gelmedi. O halde
- 27:36ben de yapayım.
- 27:37>> Evet.
- 27:38>> Veya kimse görmeden şu yanlışlığı
- 27:40yapayım. Yakalanmayacaksam yapayım.
- 27:43>> Ama aynı şey
- 27:43>> işte bunlar çok feci şeylerdir.
- 27:45>> Halbuki ahlak, edep, had bilme
- 27:48yakalanmayacağımızı bildiğimiz yerde de
- 27:50yanlış yapmamalı.
- 27:51>> Evet. Evet. Bizi gören bir göz var.
- 27:54>> Tabii tabii. [boğazını temizler]
- 27:56Bir göz var. Ve toplumun kalitesi
- 27:58düşüyor. Biz de o toplumun içinde
- 27:59yaşıyoruz. Onun için bu otorite
- 28:02konusunda toplumun bir mutabakata
- 28:05varması lazım. O mutabakata varırsa
- 28:08toplum otorite gelir. Zaten şimdi
- 28:10otorite var. Biz otoriteyi hala
- 28:12yıpratmakla meşgulüz. Yani kendi
- 28:15bindiğimiz dalı kesiyoruz esasında. Ve
- 28:18birtım güçlü adamlara, birtım zorba
- 28:20adamlara bilmeden genel manada
- 28:23söylüyorum alan açıyoruz
- 28:25>> tabii.
- 28:25>> Otoriteyi zorlamakla, otoritei otoriteyi
- 28:28sorgulamakla.
- 28:29>> Yani gücü gücü yetene toplumu olmuş
- 28:31oluyor o zaman.
- 28:32>> Yani sesi daha çok çıkan, arkası
- 28:34kuvvetli olan efendim imtiyazları daha
- 28:37bol olan insanlar üste çıkmak ve kanunun
- 28:41üzerinde, nizamın üzerinde davranmak
- 28:43hürriyeti hissediyorlar. düşünmek diyor.
- 28:46Bir
- 28:46>> bir şey söyleyebilir miyim bu arada
- 28:48biraz? Çünkü kavram karges olu buna
- 28:51orman kanunu diyorlar.
- 28:53>> Alakası yok.
- 28:54>> Ormanın bile bir kanunu vardır
- 28:56biliyorsunuz değil mi?
- 28:56>> Var. Evet. Var. Şundan dolayı iç güdü
- 28:59hakim ormanda ve güçlü güçsüzü eziyor.
- 29:03>> Evet.
- 29:03>> Ama şöyle güçlünün ihtirası yok. Güçlü o
- 29:08andaki ihtiyacı kadar alıp işi
- 29:10bitiriyor.
- 29:11>> Tabii
- 29:12>> ama insanın ihtirası var. Ormana bhtan
- 29:15ediyoruz. Ormana iftira ediyoruz. Orman
- 29:18kanununda güçlü güçsüz seleksiyon da var
- 29:20mı? Var. Bu bir alete. Ama güçlünün
- 29:23ihtirası yok. Güçlü o andaki ihtiyacını
- 29:26alıyor. Daha fazlasını almıyor. Bitti
- 29:28denge. İnsan o andaki ihtiyacı da
- 29:31ettirmiyor. İhtirası var.
- 29:33>> Sonsuza dek onu sömürmeye devam ediyor.
- 29:36Maalesef
- 29:37>> devam ediyor. İhtiyacın çok ötesinde
- 29:38biriktiriyor
- 29:40insanın. Bir de otorite hadisesi var.
- 29:43Ötekinin sadece fiziksel gücü var.
- 29:45Belgesel de seyrediyoruz. Bir avı
- 29:48yakalıyor, bir antilopu yakalıyor.
- 29:50Fiziksel gücüyle o kadar. Otorite başka
- 29:53bir insanın öyle değil ki. Zulüm
- 29:54otoritesi var insanda. Ve böyle bir
- 29:56hadise. Onu da yani orman kanunu
- 29:59esasında kendi içinde fevkalade dengeli
- 30:01bir kanun. İnsanlar için geçerli değil.
- 30:04İnsanlar daha kötüsünü yapıyorlar. Çünkü
- 30:06muhtelisler ve doymuyorlar.
- 30:09Hayvanların gözü doyuyor. Kan da
- 30:12doyuyor.
- 30:12>> Tabii bir hadis-i şerif var.
- 30:14Utanmıyorsan dilediğini yap diye.
- 30:17>> Yani aslında haya duygusu eee insanın
- 30:21bir içsel freni. Edep ettiğimiz için,
- 30:24haya ettiğimiz için her şeyi yapamayız.
- 30:27Kendimizi durdurmamız gereken, kendimizi
- 30:29sınırlamamız gereken çok yer vardır.
- 30:32Birisi bize kötü bir söz söyledi. Ona
- 30:34aynı çirkinlikte mukabele edemeyiz. ona
- 30:37daha efendice, daha güzel bir şekilde
- 30:39eğer had bildirmemiz gerekiyorsa
- 30:41bildirmemiz gerekir. İşte bu ahlaki
- 30:44pusuladır. Yani bir anlamda hayat
- 30:46duygusu. Bir küçük anekdot çok hoşuma
- 30:49gitti. Bu arada bir yerde okudum.
- 30:51>> Hı hı.
- 30:52>> Genç bir arkadaş çalışmış. Sonra bir
- 30:56lokantaya gitmiş. Mercimek çorbası
- 30:58söylemiş. Boş bir masa. Karşıda da bir
- 31:01yaşlı zat oturuyor. O da yemeğini
- 31:03bitirmiş. gidecek. Hesap bekliyor.
- 31:07Garsondan mercimek çorması gelmiş. Genç
- 31:10arkadaş limonu almış bir sıkmış. Limonun
- 31:14bir kısmı o yaşlı zatın gözüne gelmiş.
- 31:16>> H
- 31:17>> hiçbir şey söylememiş yaşlı zat hafifçe
- 31:19böyle tebessüm etmiş. Garsana demiş
- 31:22evladım bana da bir mercimek çorbası
- 31:24daha getirir misin? Öteki genç çocuk
- 31:26bakıyor şimdi yemeği bitirmiş. Kalkı da
- 31:29gidecek çorba gelmiş o yaştan lemonu
- 31:32almış çatala takmış. Çasılfarak
- 31:35sıkmış çorbanın içine. Hiçbir damla
- 31:38dışarı taşmamış. Bırakmış hesap demiş
- 31:40çıkmış. Ne güzel bir örneklik.
- 31:43>> Evet bitti. Bu kadar hadise bu. Hadise
- 31:46bu. Yani işte had bilme buradan başlıyor
- 31:48ve usul adap öğretme buradan başlıyor.
- 31:52Rahmetli peder anlatırdı. Hasan Hüseyin
- 31:54efendilerimiz, haseneynül Ahseneyn
- 31:56efendilerimiz. Çocuklar bir bedevi
- 32:00geliyor Mescid-i Nebevi'de abdest alacak
- 32:04fakat beceremiyor abdest almasını.
- 32:06Bunlar diyorlar ki ya şeyh biz yeni
- 32:10öğrendik. Sen bak bakalım biz doğru
- 32:12abdest alıyor muyuz alabiliyor muyuz?
- 32:16Abdest alınca adam anlıyor. Ha diyor ben
- 32:18de bunlar gibi almalıyım diyor. Yani
- 32:20doğrusunu yapıyorlar ama ona sen bizi
- 32:23teftiş et diyorlar.
- 32:24>> Evet. Peder bunu bana zannederim Pere 10
- 32:2712 yaşlarında anlattıydı.
- 32:29>> Tabii
- 32:30>> bakın nereden nereye aslında çocuk
- 32:32terbiyesinde de en önemli husus odur.
- 32:35Çocuk sizin söylediklerinizi değil
- 32:37yaptıklarınızı gözetler. Dolayısıyla
- 32:39onları sert bir şekilde inkaz edip
- 32:42nefislerini incitmek yerine bir soru
- 32:45sorarsınız. Mesela şunu şöyle de yapsak
- 32:47olur mu filan gibi kafasına bir soru
- 32:49çengeli asarsınız. O zaten onu alır.
- 32:51>> Alır değil mi? Evet. terbiye mefhumunu,
- 32:53aile içindeki terbiye mefhumunu asla
- 32:56kaybetmememiz lazım. İyi insan
- 32:58yetiştirmeyi her şeyin önüne koymamız
- 33:00lazım. Kıymetli hocam, biz maalesef
- 33:03tabii son dönemde anne babalar, çocuklar
- 33:06akademik anlamda çok başarılı olsun
- 33:08istiyorlar. Çok yarışsın istiyorlar. İyi
- 33:11yerlere gelsin. İyi okullarda okulsun
- 33:13istiyorlar. Ama bu arada iyi insan
- 33:15olmayı, öğretmeyi unutuyorlar. Bazen
- 33:18bazı ailelerde
- 33:19>> biz de istiyoruz iyi olsunlar ama önce
- 33:21iyi insan olsunlar. Evet. Önce iyi insan
- 33:23olsunlar.
- 33:23>> İyi kul olsunlar rablerin. Zaten iyi kul
- 33:25olunca iyi insan olur insan.
- 33:27>> Tabii tabii tabii.
- 33:29>> İyiliğin bir ölçüsü de kendini
- 33:31durdurmayı bilmektir.
- 33:33>> Yanlış bir şey yapmaktan kendi nefsini
- 33:36men etmeyi bilmektir. Efendim kötülüğün
- 33:39yayılmasını
- 33:41önlemektir.
- 33:42Emri bil maruf olduğu kadar nehyi anil
- 33:45münkerdir.
- 33:45>> Evet. Evet. Evet.
- 33:47Belki her evladımızı
- 33:50toplumda gördüğü kötülükleri düzeltecek
- 33:52bir fert olarak yetiştirmemiz lazım.
- 33:54Şimdi burada Çamlıca Korusu var. Biz
- 33:57Çamlıca Korusuna yakın bir yerde
- 33:59programımızı yapıyoruz. Zaman zaman ben
- 34:01de orada bir dostumla buluşur,
- 34:03yürüyüşler yaparım. Geçen gün arkadaşım
- 34:05dedi ki, "Yahu" dedi, "Kemal" dedi,
- 34:08"burada yürüyüş yapıyordum" dedi. "İki
- 34:10tane hanımefendi" dedi, "çiçekleri
- 34:12koparıyorlardı" dedi. Eee, yol
- 34:14üzerindeki çiçekleri koparıyorlardı
- 34:16dedi. Gittim, "Hanımefendi burada bakın
- 34:19bir sürü insan bu çiçeklerin güzelliğini
- 34:21görüyorlar. Efendim, bunları görmek için
- 34:24buraya geliyorlar. Hatta yani bunları bu
- 34:26yerinde bıraksak daha iyi olmaz mı diye
- 34:29gayet kibarca söyledim." diyor. Bana bir
- 34:31çıkıştılar. Diyor, "Sen buranın bekçisi
- 34:34misin? Sen bize nasıl karışabilirsin?
- 34:36Sen ne hakla bize bunları söylüyorsun?"
- 34:38diye. Hemen kaçtım diyor oradan diyor.
- 34:41Çünkü baktım iş kötüye gidiyor. Kötü bir
- 34:44söz söylerler. Tatsız bir şey olur. Daha
- 34:46ağır bir şey olur. Hemen uzaklaştım
- 34:48diyor. Yani hakça bir şeyi istemek dahi
- 34:52problem olmaya başladı.
- 34:53>> Bu bu toplum bu şekilde gitmez. Şimdi
- 34:56biraz böyle sıkıntılarımız var ama bunu
- 34:59bu sağlıklı bir durum değil. Bunu
- 35:01mutlaka bizim düzeltmemiz lazım. Ama
- 35:04bunun için de toplumsal bir hareketin
- 35:06başlaması gerekiyor. Had bilme.
- 35:08>> Evet.
- 35:09>> Sınır çizme, kuralları riayet etme
- 35:13toplumsal bir arka plan olması lazım.
- 35:15Çünkü bir otorite kendisini belli ettiği
- 35:18anda karşısına çıkıyor. Özgürlükler
- 35:20ihlal ediliyor. Ne demek ihlal ediliyor?
- 35:23Tabii ki ilahi niha özgürlük olmaz.
- 35:26Kural var. Toplumsal yaşıyoruz. Tabii
- 35:29>> ve bu toplumsal yaşamanın birtım
- 35:31çizgileri, hadleri var. Bunlara uymak
- 35:33mecburiyetindeyiz.
- 35:35Bu bir geçici dönem diye düşünüyorum.
- 35:37İnşallah geçici dönem olduğu muhakkak
- 35:40inşallah çabuk geçer ve büyük hasar
- 35:42bırakmaz.
- 35:44Anarşi de ciddi bir hasardır. Ruhlar da
- 35:46bıraktığı anarşi. O anarşi, o nihilist
- 35:49çizgiye ruh bir defa düşerse onun
- 35:52tedavisi fevkalade zor. Her şeyi
- 35:54reddetmeye başlıyor. Bu defa öyle
- 35:57insanlarla başa demeyiz biz. Öyle
- 36:00insanlar toplumda olur ama azdır.
- 36:03Etkinlikleri yoktur. Küçük numuneler
- 36:05halinde olur. Ama toplumsal bir çizgi
- 36:07haline gelirse Allah muhafaza. Şimdi
- 36:10İslamiyi konuşacağım. Cenabı Allah büyük
- 36:12bir sıkıntı verir. Altından kalkamayız
- 36:15ve nereden geldiğini de anlamayız
- 36:17sıkıntının.
- 36:19Haksesenin sadası yoktur, devası da
- 36:22yoktur yani.
- 36:24>> Evet. Yani bu tabii bu had bilmezlikte
- 36:27kendi nefsi için her şeyi hoş görme
- 36:30fakat başka insanlardan o hakkı esirgeme
- 36:34bencilliği de var. Hodbinlik de var.
- 36:36Değil mi hocam?
- 36:36>> Müthiş. Tabii onların hiçbir şey hiçbir
- 36:39hakkı yok. Toplumun hiçbir hakkı yok.
- 36:41Benim her şeye hakkım var. Ama bu
- 36:43başlangıçtan itibaren insana
- 36:45öğretilecek.
- 36:47Babası, annesi, öğretmeni, büyükannesi,
- 36:49büyük babası, çevresi, arkadaşları öyle
- 36:52bir mitte yetiştirecekseniz çocuğunuzu
- 36:55ve tabii ki kendiniz dahi öyle bir
- 36:57çizgiye gelecekseniz aksi halde bunun
- 37:00cevabı yok. Bunun sonu yok.
- 37:02>> Bir toplumsal sözleşme, yeni bir
- 37:04toplumsal sözleşme.
- 37:05>> Evet. Evet. Ve bu toplumdan söz ver
- 37:07mutlaka ve mutlaka ilahi bir temeli
- 37:09olması lazım. Yani dostkenin sözünü
- 37:12yabana atmayın. Tanrı yoksa her şey
- 37:15mbahtır. İnsan kural koyamaz. İnsan
- 37:18daima kendi üstünde. Kendi üstünde
- 37:21kendini her an kontrol eden ve bunun bir
- 37:24mücazatı olduğuna inandığı bir varlık
- 37:27tarafından kontrol edilirse bir
- 37:30etkinliği olur. Bunun istediği kadar
- 37:32seküler bunu ilkel desinler. hayatın
- 37:35realitesi gösterdi. I Dünya Savaşı'ndan
- 37:38sonra dünya yeni bir sulh ve sükun
- 37:41dönemine girdi dediler. Kurduğu bütün
- 37:43kurumların modernitenin kurduğu bütün
- 37:46kurumların birer hikaye olduğunu, saçma
- 37:49sapan hiçbir işe yaramadığını, her zaman
- 37:52güçlünün sesinin çıktığını çok rahat,
- 37:55çok net görmekteyiz şu anda. Yani bitti
- 37:58bu kadar. Peki Cenabı Allah'ın bir
- 38:00hesabı var mı? Tabii ki var. Nasıl
- 38:02gelir? Ben bilmem ama mutlaka gelir. Bir
- 38:06zamandan Roma tarihi okumuştum. Ben
- 38:09böyle döne döne bir daha okurum.
- 38:11>> Beş tane büyük imparator geliyor
- 38:14milattan sonra. Good Emperors diyorlar
- 38:16onlara. Kader öyle.
- 38:19Ve Roma dünyanın gördüğü ilk ve büyük
- 38:22dünya hakimi. Bütün garnizondan
- 38:25hudutlarda ilkel barbar dünya
- 38:27hudutlarının dışında onları içeri
- 38:29almıyor zaten. Zenginlik, refah,
- 38:32ihtişam, sefahat, güç, kudret. Sonra ne
- 38:37oluyor? Birkaç yüz sene geçmiyor aradan.
- 38:40Yani 100150 sene sonra Cermenler 476'da
- 38:45Roma'yı perişan ediyorlar. Bu bana ibret
- 38:48oldu. Kulağıma ibret diye kaldı. Gözümde
- 38:51ibret diye kaldı. Bizim Rahmetin
- 38:53Nazif'in Yeni Roma diye bir kitabı
- 38:55vardır.
- 38:56>> Evet. Onu da rahmetle analım. Nazif
- 38:58Gürdoğan abiyi
- 39:00>> Evet.
- 39:00>> Ya çok tatlı bir çocuktu. Allah rahmet
- 39:02eylesin.
- 39:04>> Benim meslektaşım, çok sevdiğim
- 39:06>> bir dost idi.
- 39:08>> Eee, efendim yeni Roma'yı da bekliyoruz
- 39:10şimdi. Bakalım ne zaman ya mutlaka
- 39:14gelir. Efendim merhum derlerdi ki sen
- 39:18ibret nazarını kaybetme.
- 39:20>> Hı hı.
- 39:21>> İbret nazarıyla temaşa ehli hayatı. Bak
- 39:24bakalım ne oluyor. İbret nazarı. Ne? O
- 39:27ibret nazarı işte bir müslümanca hikmet
- 39:31ve adaletle ve insafla insaf
- 39:35>> insafla bak hayata insaf insafla bak
- 39:38hayata
- 39:39>> insafı nasıl tanımlarsınız kıymetli
- 39:41hocam?
- 39:43>> Hadde hududa riayet etmek.
- 39:45>> Evet.
- 39:46>> İtidal ile davranmak.
- 39:48>> Bütün işlerin
- 39:50>> hayırlısı evsat ortada olanı mutedil
- 39:53olanı rakkas gibi olmamak lazım. Bu
- 39:56mimaride de bir insaf duygusundan
- 39:58bahsetmiştiniz. Siz
- 39:59>> bahsederim.
- 40:00>> Evet.
- 40:01>> Bütün hakkını vermek lazım.
- 40:03>> Evet.
- 40:03>> Biz Sinan'ın yapıları niye durur ayakta?
- 40:06Çünkü malzemenin hakkını vermiştir ve
- 40:09tabiat kanunlarına itaat eder. Tabiat
- 40:12kanunları batının koyduğu attır. Onlar
- 40:15ilahi kanunlardır. Tabiatın canı mı var?
- 40:18Tabiatı bir yaratan var. Tabiatın şuuru
- 40:21mu var? Tabiata bir şuur veren var. Kim
- 40:24o? La faile illallah. Başka fail mi var?
- 40:28Dolayısıyla Sinan o tabiat kanunlarını,
- 40:32o ilahi ha şunu da söyleyeyim size. Yani
- 40:35sosyal hadisel sosyal kanunları vaz eden
- 40:39ki ona biz şehri şerif diyoruz. Sosyal
- 40:42kanunları vaz eden ilahi vazı ile bizim
- 40:47fizik kanunlarını benim mesleğim olan
- 40:50mekanik kanunlarını vaz eden aynı
- 40:52vaazında fark yok.
- 40:54Newton kanunlarında onun eseri, miras
- 40:57hukuku da onun eseri. Hiç vak yok arada.
- 41:00Ve bunların birbirine alakası, irtibatı
- 41:03var. O kanunları Sinan bu gözle gördü ve
- 41:08onlara itaat etti. Onun için yaptığı
- 41:10yapılar duruyor. Ha yıkılacak mı? Tabii
- 41:12yıkılacak. Çünkü küllü men aleyha fan.
- 41:16Ne zaman Allah bilir? Süleyman Mabed'in
- 41:18yıkıldığı gibi saptılar yıktırdı.
- 41:21Saptılar bir daha yıktırdı. Bilemem ama
- 41:26itaat etti mi etti. Biz fani
- 41:28varlıklarız. 300 sene, 500 sene, 1000
- 41:31sene faniyiz. Bunu kabul ediyoruz. Ama
- 41:34güzel bir iz bırakıyoruz. Bu iz ne?
- 41:37Teslemiyet izi, muhabbet izi. Böyle
- 41:40kalıyor hayatta yani. Eyvallah efendim.
- 41:43Sizin bu güzel sözleriniz bana bir
- 41:46beyiti hatırlattı. Çeşmi insaf kadar
- 41:49kamile mizan olmaz. Kişi noksanını
- 41:52bilmek gibi irfan olmaz.
- 41:54>> Evet.
- 41:54>> Yine aslında Şeyh Sadi'nin de Şeyh Sadi
- 41:58Şirazı'nın zinin de bir beyti var. Adem
- 42:02olmaz adı asla edepsiz olanın edeptir.
- 42:04Çünkü farkı insan ile hayvanın tabii ben
- 42:07Türkçesini söylüyorum. Yani edep insana
- 42:11hayvandan farklılaştıran bir şey. Güzel
- 42:14bir örtü.
- 42:15>> Evet.
- 42:15>> Güzel bir libas.
- 42:17>> Tabii
- 42:17>> giyineceğimiz en güzel libas. Belki de.
- 42:19>> Evet. Evet. Allah bizi edepli
- 42:22kullarından eylesin.
- 42:23>> Amin efendim.
- 42:24>> Edebi bilen, sınırlara riayet eden,
- 42:27haddi aşmayan, başkasının kalbini
- 42:29kırmayan, incitmeyen, ne kainatı ne
- 42:32varlığı başka insanları da incitmeyen,
- 42:34varlığı incitmeyen nazein kullarından
- 42:37eylesin diye bir duayla bitirelim
- 42:39müsaade ederseniz efendim.
- 42:41>> Çok teşekkür ederiz kıymetli hocam.
- 42:43Bugün uzun konuştuk ama güzel bereketli
- 42:46bir konuşma oldu.
- 42:47>> Gönlünüze, dilinize sağlık. [müzik]
- 42:50>> Efendim bir gönül sadasının daha sonuna
- 42:52geldik. Hepinizi selamlıyoruz. Hayırlı
- 42:55akşamlar diliyoruz efendim. En özel
- 42:57seslere, kalbe dokunan sözlere kulak
- 43:00verdiniz. Albaratürk, Saadettin Ökten ve
- 43:04Kemal Sayar'la gönül sadasını sundu.
About this transcript
This page contains the full transcript of Geç Kalmışlık Sendromu | Gönül Sadası by Erkam TV, generated from the public captions YouTube serves with the video. The transcript has 5,239 words across 1,036 segments, with the original timestamps preserved so you can click any line to jump to that moment in the embedded player.
What you can do with it
Use the transcript to take notes, quote the speaker, build a study guide, generate a summary with ChatGPT or Claude via the YouTube Summary tool, or export it as a timed subtitle file with YouTube to SRT. You can also re-open it in the transcriber to choose a caption track available on the video.
Free YouTube transcript tool
YouTube2Text is a free YouTube transcript generator — no signup, no daily limit. Paste any YouTube link and get the full transcript instantly, with timestamps, click-to-jump, caption language selection, AI prompts for ChatGPT, Claude, and Gemini, and exports to TXT, SRT, VTT, or Markdown.