Üç Devrimin Hikayesi | Prof. Dr. İbrahim KALIN — Transcript
Full transcript
- 0:00Bismillahirrahmanirrahim.
- 0:03Saygıdeğer hocalarım, değerli
- 0:06öğrenciler, hanımefendiler ve efendiler.
- 0:09Öncelikle Allah'ın selamı, rahmeti,
- 0:11bereketi üzerinize olsun. Cumanız
- 0:14mübarek olsun. Ben tarih okumalarımda
- 0:17hayret ederim. Yani hem cephede
- 0:19savaşırlar hem Memalik-i Osmaniye'nin
- 0:22tamamını idare ederler. Ama aynı zamanda
- 0:25musikişinastırlar.
- 0:26Aynı zamanda sanatın her alanında
- 0:29hönerleri var. Hattat
- 0:32tırlar aynı zamanda şairdirler. Sadece
- 0:35Türkçe şiir yazmazlar. Farsça şiir
- 0:38yazarlar.
- 0:39Arapça şiir yazanları var.
- 0:42Hep hayret ederdim.
- 0:45Ama şimdi Türkiye Cumhuriyeti devletinde
- 0:49dostu olmakla da müftehir olduğumuz
- 0:52İbrahim hocamız,
- 0:54Profesör Doktor İbrahim Kalın hocamız
- 0:56bize aslında bu örneğin devam
- 0:58edebileceğini gösteriyor. Devletin en
- 1:01zor görevlerini yürütürken yazmaya devam
- 1:04ediyor. Düşünmeye bizim için düşünce
- 1:07üretmeye devam ediyor. Sanat üretmeye
- 1:10devam ediyor. Ben de şahsen
- 1:13zaman gördüğümde haza min fadli rabbi
- 1:16diyorum. Kabul edip davetimizi bizi
- 1:19kırmadığı için üniversitemizin henüz
- 1:22açılış çalışmaları devam ederken bugün
- 1:25aramızda olduğu için kendisine en kalbi
- 1:27teşekkürlerimi arz ediyorum. Hoş
- 1:29geldiniz diyorum.
- 1:35Bugün İbrahim hocam sizi dinleyecek olan
- 1:38arkadaşlar bazıları 2 yıldır, 3 yıldır
- 1:41bazıları ise bir yıldır
- 1:44Ankara'da, İde'de
- 1:46bizimle beraber çalışan, beraber dersler
- 1:50yaptığımız ve adına Uluslararası
- 1:52Mütefekkir
- 1:54Grubu adını verdiğimiz 11 farklı ülkeden
- 1:58araştırmacıların olduğu, master doktora
- 2:00yapan ilim talibi ve ilim talibesi
- 2:03çoğunluğu tabii ki ilahiyat alanında
- 2:06çoğunluk hanımefendilere geçiyor.
- 2:09Tarihteki intikamı alıyorlar
- 2:10zannediyorum böyle bir grubumuz. Beraber
- 2:13çok güzel bir dönem dönemler geçirdik.
- 2:16Dersler yaptık. Geçen cuma günü
- 2:19sertifikalarını aldılar
- 2:22ama bu sene eee sertifikadan sonra bir
- 2:26yaz okuluyla onları ödüllendirdik.
- 2:29Onların talepleri üzerine önce 3 gün
- 2:32Bolu'da 4 günde üniversitemizde beraber
- 2:35olduk. 1inci sabah Ayasofya'da sabah
- 2:39namazından sonra bir dersimizi orada
- 2:41yaptık. Ondan sonra burada Beşir
- 2:43Ayvazoğlu, İsmail Kara, İskender Pala,
- 2:47Alpaslan Açıkgen Genç ve daha pek çok
- 2:50hocalarımızla tanışma imkanı buldular.
- 2:53Beraber burada yoğun bir ders yaptık.
- 2:55Biz tabii Ankara'da sorduk. Dedik ki
- 2:58İstanbul'daki bu çalışmada kimlerle
- 3:01olmak istiyorsunuz? Hepsinin ittifakla
- 3:04İbrahim Kalın hocayı dinlemek istiyoruz
- 3:07dediler. Ben sizi dinlemeye buyurun
- 3:10diyorum. Teşekkür ediyorum.
- 3:12>> Bismillahirrahmanirrahim. Öncelikle
- 3:14hocam bu nazik davetiniz için ben çok
- 3:16teşekkür ediyorum. Nazik sözleriniz için
- 3:19de teşekkürlerimi bildiriyorum.
- 3:21Uluslararası İslam Üniversitesi'nin bu
- 3:22yeni yolculuğunda daha ilk safahatında
- 3:25sizlerle birlikte olmaktan da büyük bir
- 3:26memnuniyet duyduğumu ifade etmek
- 3:28istiyorum. Mehmet Görmez hocamız eee
- 3:31hayatı boyunca, ilim hayatı boyunca,
- 3:33idarecilik hayatı boyunca hamdolsun her
- 3:36zaman üreten, her zaman ışığını etrafına
- 3:38yayan, aklının, ilminin, zekatını veren
- 3:41bir insan olarak bizim yolumuzu da
- 3:43aydınlattı. eee başkanlıktan sonra
- 3:45IDE'de yürüttüğü faaliyetleri bugün
- 3:47İslam Üniversitesi'e Uluslararası İslam
- 3:49Üniversitesi'ndeki yeni çalışmalarıyla
- 3:51devam ettiriyor olması da bizi çok mutlu
- 3:53ediyor. Eee davet ettiği zaman ben hiç
- 3:56tereddütsüzü seve seve tabii ki hocam
- 3:58dedim. Çünkü bu yeni ve kutlu yürüyüşte
- 4:01biz de eğer ilk adımlarında birlikte
- 4:03yürüyebilirsek kendimizi mutlu
- 4:05addederiz. Eee dedik. O yüzden ben çok
- 4:07teşekkür ediyorum tekrar İstanbul'umuzun
- 4:10bu muhteşem mevkiinde, semtinde Sultan
- 4:13Ahmet'in hemen yanı başında, meydanın,
- 4:16Ayasofya'nın hemen karşısında böyle bir
- 4:18mekanda bundan sonra inşallah yapılacak
- 4:21ilmi faaliyetlerin, fikri çalışmaların
- 4:23da hayırlara vesile olmasını diliyorum.
- 4:25Bu çalışmalar önemli çünkü 21. yüzyılda
- 4:29eee artık bugün geldiğimiz noktada ne
- 4:31yapıyoruz, nereye gidiyoruz sorusu
- 4:33sadece bir kavramsal, entelektüel soru
- 4:36değil. Varoluşsal bir soru. Her manada
- 4:38siyasi yönleriyle, bilimsel yönleriyle,
- 4:41toplumsal yönleriyle üzerinde kafa
- 4:42yormamız gereken eee bir mesele. Birkaç
- 4:46hususu sadece sizlerle paylaşmak
- 4:48istiyorum. Eee, öncelikle böyle bir
- 4:50çalışma IDE'de olsun bundan sonra burada
- 4:52Uluslararası İslam Üniversitesi'nde
- 4:53yürütülecek çalışmaları ben sadece
- 4:56sıradan bir akademik faaliyet olarak
- 4:58görmüyorum. Bunun bir akademik formatı
- 5:00tabii ki var. Bir üniversite bünyesinde
- 5:02burada yüksek lisans, doktora
- 5:04programları olacak, lisans öğrencileri
- 5:06olacak belli bir sayıda anladığım
- 5:08kadarıyla. Eee ama ben biliyorum ki eee
- 5:11Mehmet Görmez hocanın ve ekibinin eee
- 5:13riyasetinde burası artı bir ilahiyat
- 5:16fakültesi olmayacak. mevcutlara ilave
- 5:18edilen yeni bir ilahiyat fakültesi
- 5:20olmayacak. Bir tezi olan, yaklaşımı
- 5:22olan, perspektifi olan, söyleyecek sözü
- 5:25olan bir okul olacak. Bir yürüyüş
- 5:27olacak. Ekol olmak önemlidir. Tarihte
- 5:30büyük düşünce devrimlerini meydana
- 5:32getiren eee bütün hamleler hep bir
- 5:35ekolün ve ekol etrafında şekillenmiş
- 5:38alimlerin, düşünürlerin, yazarların
- 5:40katkılarıyla eee ortaya çıkmıştır. İslam
- 5:43düşüncesinin
- 5:459 ve 10. yüzyıldaki büyük hamlelerine
- 5:47baktığınız zaman bunlar formel manada
- 5:49eğitim kurumlarından ziyade mütefekkir
- 5:52insanların etrafında şekillenmiş
- 5:54halkalarda, şehirlerde, araştırma
- 5:57kurumlarında
- 5:59ortaya çıkmış, derinleşmiş, yayılmış ve
- 6:02bir nehir olup akmış eee akımlardır.
- 6:05Avrupa'ya baktığınızda da e aynı şeyi
- 6:08eee görürsünüz. eee, Orta Çağ'da olsun,
- 6:10aydınlanma döneminde olsun, onun alt
- 6:12kırılımları olan diyelim ki İskoç
- 6:14aydınlanmasında olsun yahut Rönesans
- 6:16hareketinde olsun bunların hepsi formel
- 6:19eğitim kurumlarından ziyade dışarıda
- 6:22halkalarda şekillenmiş fikirlerle ortaya
- 6:25çıkmış eee büyük yürüyüşlerdir. O yüzden
- 6:28ekol olmak önemlidir. eee yani bir fikir
- 6:30etrafında toplanmak, bir bakış açısını
- 6:33geliştirmek, derinleştirmek, bunu bütün
- 6:36boyutlarıyla ortaya koymak önemlidir.
- 6:39Ben size bugün eee mesela Farabi hangi
- 6:42üniversiteden mezun oldu ya da nerede
- 6:45ders verdi desem eee muhtemelen bunun
- 6:47cevabını veremezsiniz. Yani Farabi
- 6:49uzmanıysanız belki şurada okudu falan
- 6:51dersiniz ama genel olarak bunun cevabını
- 6:54veremezsiniz. Bu da çok normaldir. Çünkü
- 6:56Farab'i, İbn Sinai, İbn Rüşt'ü, Gazali,
- 6:59İbn Arabi'yi ve diğerlerini yetiştiren
- 7:01ilmi muhit ve ortam sadece bir kurumla,
- 7:03bir eğitim kurumuyla sınırlı değildi.
- 7:06Tam tersine bir ilmi iklim vardı, bir
- 7:08muhit vardı. O o muhitin içinde yetişmiş
- 7:11büyük mütefekkirler olarak, zihinler
- 7:13olarak eee bu büyük hamleleri
- 7:15yaptırabilmişlerdi.
- 7:16Bizim böyle halkalara, böyle eee
- 7:19iklimlere, muhitlere ihtiyacımız var.
- 7:21Bunun kurumsal çerçevesi okuldur, master
- 7:23doktora programıdır elbette ama onun
- 7:26içini dolduracak olan şey böyle bir
- 7:28perspektifle eee bakabilmektir. Bizim
- 7:31geleneksel eğitimde de ki Osmanlı'da
- 7:33yani medrese sisteminde de gördüğümüz
- 7:35şey en önemli dersler normal ders
- 7:37halkalarında değil ders-i harici
- 7:39dediğimiz dışarıdaki halkalarda
- 7:41yapılırdı. Bir hocanın dizinin dibinde
- 7:43ne yapılırdı? Bir metin okunurdu. bir
- 7:45hocanın dersine gidilirdi. Bir metin
- 7:47şerh edilirdi. Eee, oralarda yetişirdi.
- 7:50Eee, bunlar ekol olmak bu açıdan, eee,
- 7:53önemli. Bizim, eee, maalesef zaman
- 7:56karşılaştığımız bir sorun ekolayı kısa
- 7:58bir süre sonra hizipleşmeye çevirdiğimiz
- 8:00için ekoller yaşamıyor. Hizipleşmeler
- 8:02olunca da ayrışmalar giriyor. Akıldan
- 8:05ziyade nefsin cümleleri konuşmaya
- 8:07başlıyor. O zaman maalesef ekolleşme
- 8:10fırsatını kaçırıyoruz.
- 8:12dönüyor. Orada da işte yüksek ahlakın
- 8:14devreye girmesi gerekiyor. Çünkü tek
- 8:16başına akıl yetmiyor. Yanına erdemi
- 8:19koymamız lazım. Yanına ahlakı mutlaka
- 8:21eee koymamız lazım. Mesele sadece
- 8:23bilmekten ibaret olsaydı şeytanın
- 8:26hikayesi herhalde böyle anlatılmazdı.
- 8:28Şeytan da neyin ne olduğunu gayet iyi
- 8:30biliyordu. Kimin Rab, kimin kul, kimin
- 8:33Adem, kimin yaratılmış olduğunu iyi
- 8:35biliyordu. Ama tek başına bilgi
- 8:37yetmiyor. Hele ki bizim hep sürekli
- 8:39bilgi çağı diye anıldığımız bir çağda
- 8:43yaşadığımız çağın aslında bir bilgi çağı
- 8:45değil, bir enformasyon, bir malumat çağı
- 8:47olduğunu da yeniden eee hatırlamamız
- 8:50gerekiyor. Ben şimdi yaptığım iş gereği
- 8:52de yani bilgi dediğimiz istihbarat,
- 8:55istihbari bilgiyle de çok eee yakın
- 8:57çalışmak zorunda olduğum için meselenin
- 8:59sadece bilgi toplamaktan ibaret
- 9:01olmadığını yakinen de biliyorum.
- 9:04Dolayısıyla bir ekol perspektifle eee
- 9:07yola devam etmek son derece önemli.
- 9:09Bugün geldiğimiz noktayı anlamak için de
- 9:11çok kısaca eee son 3 asırda yaşadığımız
- 9:14üç devrimin hikayesini hatırlamakta
- 9:16fayda var diye düşünüyorum. Çok kısaca
- 9:18ifade edecek olursam
- 9:21Newton'la beraber eee Aristo Batlamius
- 9:24geleneğinin
- 9:26tevarüs ettirdiği 17. yüzyıla kadar
- 9:29getirdiği evren anlayışı 3 aşağı 5
- 9:31yukarı bir kozmolojik evren tasavvuru
- 9:34üzerine dayalıydı. Newton bunu mekanik
- 9:37hale getirdi. Hesap edilebilir, bilimsel
- 9:41araştırmalara konu edilebilir.
- 9:43Dolayısıyla öngörüde bulunulabilir,
- 9:45tahmin edilebilir, matematik kesinliğe
- 9:47sahip bir mükemmel evren, kusursuz evren
- 9:51tasavvuru inşa etti. Kendisinden sonra
- 9:54kullanılan meşhur bir metaforla ifade
- 9:56edecek olursak, evren mükemmel şekilde
- 9:58işleyen bir saat, tanrı da o saatin
- 10:00ustası olarak konumlandırıldı. Ve bu
- 10:03mekanik evren anlayışı aslında eee hem
- 10:07belki ispat-ı vacip delilleri açısından
- 10:10bu kadar mükemmel bir yapının mutlaka da
- 10:12bir banisi olmalıdır. Akıl yürütmesiyle
- 10:16eee teizmle de barışık eee bir teoloji
- 10:19ortaya koydu ki Newton'ın kendisi de
- 10:21inançlı bir eee insandı. Hatta son 40
- 10:25yılda yapılan araştırmalarda Newton'ın
- 10:27bırakını sadece inançlı birisini olmayı
- 10:30eee yani daha böyle sciences dediğimiz
- 10:33batıni ilimlerle de kimyanın yanında
- 10:36simya ile de ilgilendiğine dair çok
- 10:38güçlü deliller eee ortaya çıktı. Newton
- 10:41neden önemli? eee bilim devriminin
- 10:43kurucusu olarak eee bize bilimsel
- 10:46kurallara tabi öngörülebilir
- 10:48matematiksel kesinliğe haiz bir evren
- 10:51anlayışı sunmuş idi ve insanlık yaklaşık
- 10:542 asır boyunca bu evren tasavvurunu esas
- 10:56alarak sanayi devrimini gerçekleştirdi.
- 10:59Modern teknolojinin ilk temellerini
- 11:02attı. Bununla paralel olarak da
- 11:04aydınlanma düşüncesiyile birlikte eee
- 11:07akılcılığın her şeyin kesin, net önünün,
- 11:10sonunun görülebildiği, aklın ışığıyla
- 11:12hesaplanabildiği bir felsefi tasavvur e
- 11:15ortaya çıktı.
- 11:17Ta ki kuantum fiziği ortaya çıkana
- 11:19kadar.
- 11:20Kuantum fiziği ile birlikte katı ve
- 11:23mekanik olan her şey bir anda akışkan
- 11:26hale geldi.
- 11:27Evrenin zannedildiği gibi kesin
- 11:30matematiksel, fiziksel kurallara tabi
- 11:32olmadığı, görünmeyen atom altı dünyada
- 11:35bambaşka bir alemin bulunduğu ve bu
- 11:37dünyada atom altı kuantum dünyasında
- 11:40matematiksel kesinliklerin, fiziksel
- 11:42öngörülebilirliklerin değil
- 11:44belirsizliğin, öngörülemezliğin, kuantum
- 11:47sıçramalarının
- 11:48hakim olduğu bir evren ortaya eee çıktı.
- 11:52Einstein'ın, Nils Bor'un, Max Plank'ın
- 11:55ve diğer bilim insanlarının özellikle
- 11:5919. yüzyılın sonu 20. yüzyılın başında
- 12:01yani 1890'lardan
- 12:031920'lere kadarki o dönemde yaptığı çok
- 12:05yoğun çalışmalar neticesinde bir kuantum
- 12:08devrimi gerçekleşti. Yani 1inci devrim
- 12:11Newton devrimiydi. Evren mekanikleşmiş
- 12:13idi. İkinci devrim kuantum devrimi
- 12:16olarak ortaya çıktı. katı olan, fiziksel
- 12:19olan her şey akışkan hale geldi. Kuantum
- 12:22devrimi ile birlikte yepyeni bir dünya
- 12:24sunuldu bize. Protonların, nötronların,
- 12:27kuarkların olduğu bambaşka bir alem
- 12:30ortaya çıktı. maddenin içine altına
- 12:33kuantum dünyasına inerken bir yandan da
- 12:35Einstein'ın relativite teorisiyle sonsuz
- 12:38mesafelerin ve kütlelerin dünyanın
- 12:40fiziki yapısını nasıl dönüştürdüğüne
- 12:42dair yepyeni bir tasavvur ortaya çıktı
- 12:44ve relativite fikri kavramsal ya da
- 12:47felsefi olmanın ötesinde aynı zamanda
- 12:49bilimsel bir gerçeklik haline geldi ve
- 12:51giderek bilimin sıçramalarla Thomas
- 12:55Kon'un ifadesiyle paradigmatik
- 12:57devrimlerle ilerlediği normal ilerleme
- 13:00fikrinin düz düz eee lineer ilerleme
- 13:04fikrinin geçerli olmadığı kanaati hasıl
- 13:07oldu ve bu yavaş yavaş postmodernizmin
- 13:09aslında temel tezlerine bilimsel bir
- 13:12yapı taşı haline geldi. Tam biz Nevtonen
- 13:17fizik
- 13:18mekanik alemden kuantum fiziğine dayalı
- 13:22akışkan alem fikrine alışmışken 3üncü
- 13:25devrim kapımızı çaldı. Bu da dijital
- 13:27devrim ve bir anda mekanik olanın
- 13:29akışkana, akışkan olanın buharlaşıp
- 13:31havaya karıştığı bir alem tasavvuruyla
- 13:34karşı karşıya kaldık. Şu anda bizim
- 13:37dijital dünya ile ilişkimiz
- 13:40boyutlarını kimsenin tam olarak
- 13:42bilmediği, kimsenin tam olarak kontrol
- 13:44edemediği bir bulut üzerinden yürüyor.
- 13:47Telefonlarınıza baktığınız zaman,
- 13:49haberleştiğiniz zaman, internete girip
- 13:52bir konuyu araştırdığınız zaman, yapay
- 13:54zekaya bir şey sorduğunuz zaman orada
- 13:57olup biten artık yeni bir 3üncü ya da
- 13:594üncü varlık hali ortaya çıktı. Yani
- 14:03madde ve madde olmayanın ötesinde yeni
- 14:06bir varlık modalitesi eee ortaya çıktı.
- 14:09Ve şu anda bu dijital devrimin bizi
- 14:11nereye götüreceğini henüz hiçbirimiz
- 14:13bilmiyoruz. Buharlaşan şeyin yarın ne
- 14:16olacağını, yağmur olup üzerimize mi
- 14:18yağacak,
- 14:20bir asit yağmuru mu olacak, bir
- 14:22radyasyon yağmuru mu olacak? Ne
- 14:24olacağını şu anda kimsenin tam olarak
- 14:26kestiremediği bir eee bir dünyanın
- 14:29içerisinde hızla ilerliyoruz. Buna
- 14:32eklenen yapay zeka birlikte artık varlık
- 14:35tasavvurumuz fizik ve fizik ötesinin,
- 14:37madde ve madde olmayanın ötesinde tabiri
- 14:40caizse maddenin dördüncü hali yani katı,
- 14:42sıvı ve eee hava ya da buhar halinin
- 14:45ötesinde yeni bir eee halin ortaya
- 14:48çıktığı ne madde ne de madde ötesi
- 14:51olarak tanımlayabildiğimiz
- 14:53bir durumla karşı karşıyayız şu anda.
- 14:55Bunun bizim varlık ve evren
- 14:57tasavvurumuza çok derin bir etkisi
- 15:00olduğunu söylersem
- 15:02abartmış olmam diye eee düşünüyorum. Ama
- 15:05bunun sonuçlarıyla henüz daha tam
- 15:06yüzleşmiş, bunu tam olarak ortaya
- 15:08koyabilmiş eee değiliz. Her bir devrim,
- 15:12Newton devrimi, Newevtonyen devrim,
- 15:14kuantum devrimi ve dijital devrimle
- 15:16birlikte bizim tabii varlık
- 15:18tasavvurumuz, evren anlayışımız, insan
- 15:20anlayışımız, akıl, birey, hafıza,
- 15:22toplum, devlet, siyaset kavramlarımız
- 15:25her defasında kökten bir eee dönüşüme
- 15:27tabi oldu. Eee bugün akıl dediğimiz
- 15:30zaman, bilgi dediğimiz zaman hangi
- 15:32ontolojik zeminde bunu tanımladığımız
- 15:34meselesini tavzi etmeden kavramlar
- 15:37üzerinde dahi uzlaşmamız mümkün değil.
- 15:39Şimdi yapay zekadan bahsediyoruz. Nedir
- 15:42yapay zeka dediğinizde insanın ortaya
- 15:44koyduğu bilgiyi taklit eden, alıp
- 15:46yeniden bize sunan bir şey mi yoksa
- 15:49generative AI dedikleri eee üretici,
- 15:52yaratıcı, yapıcı, yapay zeka ile kendi
- 15:54kendine yeni tezler ortaya koyan yahut
- 15:57cümleler kuran bir yapıdan mı
- 15:59bahsediyoruz? Acaba insana ihtiyaç
- 16:02ortadan kalkıyor mu sorusunun giderek
- 16:04daha fazla sorulduğu bir dünyada
- 16:07yaşıyoruz. bu haliyle devam ederse çok
- 16:09yakında
- 16:11insanın yanına değil yerine gelen
- 16:14hüinoid gibi, cyborg gibi yapıları
- 16:17etrafımızda, her yerde görmeye
- 16:20başlayacağız.
- 16:21Eee ik sene önce bu konularda yazan
- 16:23Amerikalı önemli bir araştırmacı eee bir
- 16:26tez attı ortaya. aslında dedi. Modern
- 16:29teknoloji ve yapay zeka insanın geçmişte
- 16:32hayvanları ehlileştirmesi gibi onun
- 16:34yaşamına katkı sağlayan, hizmet eden bir
- 16:37ara kategori olabilir. Yani nasıl vahşi
- 16:40hayvanları insanlık ehlileştirdi ve
- 16:42onları hayatının bir parçası yaptı. İşte
- 16:44tarlasını sürerken işte eee inekten
- 16:47yahut eşekten faydalandı. Seyahat için
- 16:50attan deveden faydalandı. Korumak için,
- 16:53sürüyü korumak için köpekten faydalandı
- 16:55vesaire. bunları nasıl eee
- 16:58ehlileştirerek hayatının bir parçası
- 17:00yaptıysa aslında modern teknolojileri de
- 17:02böyle kullanabilir. Fakat bu tezin temel
- 17:05eee eksikliği yahut zaafı yeni
- 17:08teknolojilerin kendilerini böyle
- 17:10ehlileştirmeye
- 17:12izin vermemeleri. Bu teknoloji, yeni
- 17:15imkanlar kendi ontolojisiyle, kendi
- 17:17kimlik iddiasıyla gelip hayatlarımızı
- 17:19kuşatmaya başladı. Dolayısıyla bu sınırı
- 17:21nerede nasıl çizeceğimiz konusunda hiç
- 17:24kimsenin elinde net bir yol haritası
- 17:26yok. Bunu bir gene metaforla ifade
- 17:29edecek olursak bu üç devrimin
- 17:31dönüşümünü, hızlı dönüşümünü müziğin ilk
- 17:34kayda alındığı anlarda taş plaklar
- 17:37vardı. İlk defa fonatik sesler bir
- 17:41cihaza kaydedilmeye başladı. Monolog bir
- 17:44teknoloji üzerinden taş plağ yerini daha
- 17:48sonra vinil plakları aldı. Yani plastik
- 17:50plaklar aldı. Çünkü daha geniş bir kayıt
- 17:53alanı sağlıyordu. Teknolojinin
- 17:55gelişmesiyle bu büyük kasetlere döndü.
- 17:58Artık bir bantın üzerine kaydedilmeye
- 18:00başladı sesler. O büyük kasetlerin
- 18:02yerini küçük kasetler aldı. Küçük
- 18:05kasetlerin yerini CD'ler aldı. CD'nin
- 18:07yerini USB aldı. Şimdi USB uçtu. bir
- 18:10bulutun içinde nerede ne olduğunu
- 18:12bilmediğimiz hepimizin bir platforma
- 18:15bağlanarak
- 18:16ilişki kurabildiği bir dünyaya biz hızlı
- 18:19bir şekilde evrildik. Dolayısıyla
- 18:22bağlantısallık dediğimiz şey modern
- 18:25ontolojinin en temel unsurlarından biri
- 18:27haline geldi. Bağlantıyı kestiğiniz an
- 18:29adeta yoksunuz. internet bağlantısı,
- 18:32çevrim içi, şu sayfaya gitmek, şuradan
- 18:35haberleşmek, bunların olmadığı bir yerde
- 18:38sizin varlığınızı ispatınız dahi meşkuk
- 18:41ve zorlanır eee hale eee geldi. Şimdi
- 18:46burada eee bunların eee bizim varlık
- 18:49anlayışımıza, bilgi anlayışımıza
- 18:50etkileri üzerinde eee kafa yormamız
- 18:53gerekiyor. Fakat ben çok kısaca hızlıca
- 18:56dijital devrimin bugün bizi getirdiği
- 18:58noktayile ilgili bir iki gözlemi sadece
- 19:00paylaşmak istiyorum. Eee, klasik
- 19:02ontolojinin en temel varsayımlarından
- 19:05bir tanesi hakikatin bizim dışımızda
- 19:07müstakil bir gerçekliğinin olduğu
- 19:09teziydi. Çok basit, sade gibi görünen,
- 19:11sıkça duyduğumuz hatta belki bize klişe
- 19:14gibi gelen bu tezin temel
- 19:17noktası bizim dışımızda bir hakikatin
- 19:20olduğu ve insan aklının bunu
- 19:21keşfedebilecek kabiliyette olduğu tezine
- 19:24dayanıyor. E, bugün bu ontoloji tamamen
- 19:26altüst olmuş durumda. Bizim dışımızda
- 19:29bir hakikatin olup olmadığından bağımsız
- 19:31olarak gerçeklik dediğimiz şeyi dijital
- 19:34olarak, plastik olarak, elastik olarak,
- 19:37yapay yöntemlerle kendi kendimize inşa
- 19:40edebileceğimiz, evirip
- 19:41çevirebileceğimiz, bir hamur gibi
- 19:43yoğurabileceğimiz
- 19:44bir varlık yahut var olma iddiasıyla
- 19:48ortaya çıkmış durumdayız.
- 19:50Yani gerçekliği istediğimiz gibi evirip
- 19:52çevirebiliriz. Bu insana inanılmaz bir
- 19:55tasarruf ve özgürlük hakkı veriyor.
- 19:57Şüphesiz insanın tabiat yahut evren
- 20:00karşısında pasif, aciz, etkisiz,
- 20:05kavrayamayan, anlayamayan, etkileşime
- 20:07geçemeyen bir özne olmak yerine yahut
- 20:10bir obje olmak yerine varlıkla ilişki
- 20:13kurabilen, onu şekillendirebilen,
- 20:15onun hakkında iddialarda bulunabilen bir
- 20:19özneye dönüşmesi çok özgürleştirici bir
- 20:22süreç olarak eee görülebilir. Bunun
- 20:25böyle olup olmadığını etraflı bir
- 20:27şekilde sorgulamamız gerekiyor. Ama
- 20:28geldiğimiz noktada gerçek şu ki modern
- 20:31insan özellikle dijital devrimden sonra
- 20:33varlık üzerinde mutlak tasarruf hakkına
- 20:35sahip olduğuna inanıyor. Tam da burada
- 20:3821. yüzyıl insanlığının temel
- 20:39çıkmazlarından biriyle karşı karşıyayız.
- 20:42Modern insan evren üzerinde, varlık
- 20:45üzerinde her tür tasarruf hakkını talep
- 20:47ederken hiçbir konuda sorumluluk almak
- 20:49istemiyor.
- 20:52Sonsuz tasarruf hakkı sıfır sorumlulukla
- 20:55hareket etmek isteyen bir tekno
- 20:57medeniyetin içinde yaşıyoruz. O yüzden
- 21:00de çağımız mesuliyet çağı değil, haklar
- 21:04çağı olarak tanımlanıyor. Yani benim
- 21:07haklarım benim sorumluluklarımdan önce
- 21:09gelir.
- 21:11Bu evren üzerinde tasarrufta bulunmak
- 21:13benim hakkımdır. Şuraya erişmek benim
- 21:15hakkımdır diyoruz. Tabiatı kendi
- 21:19çıkarlarımız için kullanmak bizim
- 21:20hakkımızdır diyoruz. Ama evrene,
- 21:23tabiata, diğer insanlara,
- 21:26diğer varlıklara ve bütün bunların
- 21:28üzerinde de tüm varlığı var eden
- 21:30hakikate, mutlak ilkeye, Cenabı Hak'a
- 21:32karşı sorumluluğumuz nedir? sorusunu
- 21:35sormak istemiyoruz. Dolayısıyla mutlak
- 21:38tasarrufa karşı sıfır sorumluluk ile
- 21:41hareket etmek isteyen bir tekno
- 21:43medeniyet ile karşı karşıyayız. Halbuki
- 21:46eee mesuliyet olmadan hak talebinde
- 21:49bulunamazsınız. tasarruf hakkında
- 21:51bulunduğunuz her şey hakkında da bir
- 21:53sorumluluğunuzun mutlaka e olması
- 21:56gerekir. Sorumluluk ile mesuliyet
- 21:58arasındaki eee tasarruf arasındaki
- 22:00dengeyi bizim eee yeniden eee kurmamız
- 22:03gerekiyor. Burada eee aynı çerçevede
- 22:07belki Kant'ın ödev ahlakı dediği kavramı
- 22:09belki yeniden hatırlamamız gerekiyor.
- 22:11Yani bir şeyi zatında iyi, doğru ve
- 22:13güzel olduğu için yapmak.
- 22:15bir araçsallaştırma sürecinden
- 22:17geçirmeden, onu bir şeye payanda
- 22:20yapmadan acaba
- 22:22bir işi, bir eylemi eee kendi zatında
- 22:26iyi, doğru ve güzel olduğu için
- 22:27yapabilir miyiz? Bunun anlamı nedir?
- 22:30Bizdeki karşılığı nedir? sorusunu da
- 22:32yeniden sormamız gerekiyor. Çünkü
- 22:34çağımızın gene en temel sorunlarından
- 22:36bir tanesi araçsallaştırma sorunu.
- 22:39Ahlakı, erdemi, insanı, aileyi, bireyi,
- 22:42aklı, her şeyi araçsallaştırarak
- 22:44ilerliyoruz. Modern kapitalizm açısından
- 22:47bunun bir mantığı var. Eee, çünkü
- 22:50kapitale erişim,
- 22:52eee, piyasa şartlarında işlem yapabilmek
- 22:54için her şeyin araçsallaştırılması
- 22:57gerekiyor. Kapitalizmin, eee, sizin kim
- 23:00olduğunuza dair bir fikri olmayabilir.
- 23:03Böyle bir iddiası da olmayabilir. Siz
- 23:05bir müşteri olduktan sonra, bir tüketici
- 23:08olduktan sonra artık dijital
- 23:09kapitalizmle beraber bir kullanıcı
- 23:11olarak kodlandıktan sonra sizin eee
- 23:14kadın erkek olmanız, zengin fakir
- 23:16olmanız, inançlı inançsız olmanız bir
- 23:20anlam ifade etmiyor. Kapitalizm
- 23:22açısından algoritmanın parçası haline
- 23:24gelen bir eee özne iseniz yahut bir süje
- 23:28iseniz bu kapitalizm açısından zaten bir
- 23:31zafer demektir. Dolayısıyla burada eee
- 23:35tüm bunları tekrar problematize
- 23:38edebilmek için, sorunsal haline
- 23:40getirebilmek için bu işin biraz
- 23:42ontolojisine, biraz epistemolojisine
- 23:44tekrar tekrar dönmemiz eee gerekiyor. Bu
- 23:47yüzden de hani varlık meselesine eee
- 23:51tekrar tekrar eee geri dönmemiz, bu
- 23:54meseleyi ontolojik bir zaviyeden ele
- 23:57almamız gerekiyor. Burada buna belki çok
- 24:00uzun girmeye vaktimiz yok. E ama sadece
- 24:02varlık meselesinin en temel sorusunun da
- 24:05neden yokluk yokta varlık var sorusu
- 24:07olduğunu hatırlamamızda fayda var. Biz
- 24:10varlıkla ilgili iki temel soru sorarız.
- 24:13Birincisi bir şey var mıdır? Var
- 24:15olduğunu ispat ettikten sonra da ikinci
- 24:17temel soruyu sorarız. Onun ne olduğu
- 24:20yani ilk sorunun cevabı vücut, ikinci
- 24:22sorunun cevabı da mahiyet dediğimiz
- 24:25İslam felsefesindeki teknik kavramlarla
- 24:27ifade edecek olursak iki tane temel
- 24:29sorudur. Ama bunlardan daha önde olan,
- 24:31daha temelde olan soru ise neden yokluk
- 24:35yokta varlık var? Varlık dediğimiz şey
- 24:37ilk planda neden başladı?
- 24:40Teistik gelenek açısından baktığınız
- 24:42zaman, eee, özellikle İbrahimi gelenek
- 24:45açısından baktığınız zaman bu sorunun
- 24:47devamında gelmesi gereken temel soruda
- 24:50varlığı Cenabı Hak yarattığına göre,
- 24:52varlık bir yaratıcı tarafından
- 24:54yaratıldığına göre yaratıcı varlığı ilk
- 24:58planda neden yaratma ihtiyacı duydu?
- 25:01Yani bir anlamda Cenabı Hak neden
- 25:05yarattı?
- 25:07Şimdi bu soruyu sadece bir soru olarak
- 25:09koyup eee devam edeceğim. Bunu uzun uzun
- 25:12konuşabiliriz. Ayrı bir bahiste, ayrı
- 25:14bir derste, ayrı bir eee oturumda. Ya
- 25:17buna verilecek cevaplar da tabii ki
- 25:19varlık hikayesinin, yaratılış
- 25:20hikayesinin anlamını eee ortaya koyması
- 25:23açısından çok önem eee arz ediyor. Bir
- 25:27diğer önemli eee konu bu varlık alemi
- 25:30içerisinde bir defa bu dünyaya geldikten
- 25:32sonra varlığın kendini nasıl tezahür
- 25:35ettirdiği konusu üzerinde yeniden eee
- 25:38bir kapsamlı tefekküre ihtiyacımızın
- 25:41olduğunu eee düşünüyorum.
- 25:44varlık kendini sonsuz modaliteler
- 25:47üzerinden tezahür ettirir.
- 25:49Molasadra eee buna eee
- 25:54eee çok zengin bir terminoloji e üretir.
- 25:58Varlığın ortaya çıkış halleri eee
- 26:01üzerine mesela sereyanılül vücut
- 26:04kavramını kullanır. Varlığın yayılması.
- 26:07İbn Arabi'den devraldığı eee nefes-i
- 26:11Rahmani kavramını kullanır. Rahman'ın
- 26:14nefesinin alıp vermesi gibi dinamik bir
- 26:17evren anlayışı, bir varlık anlayışı. Her
- 26:19an varlık ile yokluk, vücup ile imkan
- 26:22arasında gidip gelen bir varlık
- 26:24tasavvurundan eee bahseder.
- 26:27Varlığın bu farklı modaliteleri, farklı
- 26:29eee oluş bozuluş halleri bize çok
- 26:32dinamik eee
- 26:35paradoksal gibi görünen,
- 26:38birbirini takip eden
- 26:40bir akış diyalektiği sunar.
- 26:43Varlık her an tecelli eder. Hiçbir
- 26:46tecelli anı diğeriyle aynı değildir.
- 26:50Buradan çok dinamik bir evren anlayışı
- 26:51çıkar. Yani aslında Newton'ın mekanik
- 26:55evren anlayışından da kuantum fiziğinden
- 26:59de hatta hatta dijital devrimden sonra
- 27:02ortaya çıkan varlık tasavvurundan da
- 27:04ötede son derece dinamik, her an
- 27:07yenilenen, her an yayılan, her an kabzu
- 27:10bast
- 27:12kevnü fesat arasında gidip gelen bir
- 27:14varlık tasavvuru ortaya koyar.
- 27:19Eee, özellikle Mola Sadra'nın
- 27:20ontolojisi,
- 27:22asaletül vücut ve hareket-i cevheriye
- 27:24kavramları
- 27:26varlığın bu dinamik akışını kavramsal
- 27:29olarak temellendirmeyi hedefler.
- 27:32Bu noktada Sadra'yı bu gözle okumanızı
- 27:34tavsiye ederim.
- 27:36E çünkü Molla Sadra Farabi ile başlayıp
- 27:39İbn Sina ile devam eden, İbn Arabi ile
- 27:41daha da zenginleşen eee
- 27:45vücut dilini ontoloji terminolojisini
- 27:47İslam düşünce geleneğinde zirveye
- 27:49taşımış isimlerden eee birisidir.
- 27:52Ve bu varlığın bu farklı tezahür halleri
- 27:56eee
- 27:58bizim aynı zamanda
- 28:01hayatın, varlığın akış diyalektiği
- 28:03içerisinde kendimizi nasıl
- 28:05konumlandırmamızla ilgili de bize önemli
- 28:08şeyler söyler. Bunu kendi hayatımızda da
- 28:10her gün yaşarız, hissederiz. Yani bizim
- 28:13hayatımızda bir anlamda kabzu bast,
- 28:16daralma ve genişleme, kevnü fesat, oluş,
- 28:19bozuluş arasında gidip gelir. Bunun
- 28:22farklı modaliteleri de vardır. önce
- 28:25sonra gibi oluş bozuluş gibi, yaşam,
- 28:29ölüm gibi, iniş, çıkış gibi, açılma,
- 28:34kapanma gibi, karanlık, aydınlık gibi
- 28:38bize paradoksal görünen,
- 28:40düist görünen
- 28:43bir tezahür şekliyle eee ortaya çıkar.
- 28:47Buna ben akış diyalektiği diyorum. Bir
- 28:50anlamda varlığın akış diyalektiğidir bu.
- 28:52birbirini sürekli takip eden bir dinamik
- 28:56akış halidir. Bu burada paradoks gibi
- 29:00görünen şey varlığın hep kendini önce
- 29:03var edip sonra yatsıyacak, naksedecek
- 29:05şekilde ortaya çıkmasıdır.
- 29:08Kevnü fesat, dört mevsim, karanlık,
- 29:10aydınlık hep varlık ortaya çıktığı an
- 29:13kendisinin zıddını, kendi antitezini de
- 29:16ortaya koyduğunu, onu bir potansiyel
- 29:18olarak hep öne sürdüğünü de gösterir.
- 29:21Dolayısıyla varlık statik değil. Hep
- 29:23dinamiktir. Hiçbir hal sonsuz değildir.
- 29:27Rilke'nin dediği gibi bırak her şeyi
- 29:30yaşa. Korkuyu da güzelliği de. Bil ki
- 29:33hiçbir an sonsuz değildir.
- 29:36Rilke'nin bir şiirinde de geçer bu. Eee
- 29:38bu arada Rilke'nin İslam düşüncesiyle
- 29:41olan eee özellikle İslam'ın melekleriyle
- 29:44olan eee ilişkisine de bir cümle burada
- 29:46atıf yapmak isterim.
- 29:48eee, Rilke'nin en ünlü şiiri
- 29:50biliyorsunuz Düino anıtlarıdır. Eee,
- 29:53İtalya'da Düino eee, adlı bir kasabada
- 29:58bir gün kendisine gelen büyük bir ilham
- 30:00ile yazmaya başladığı, eee, ve yaklaşık
- 30:0310 yılda tamamladığı büyük şah eseridir.
- 30:06Düğün ağıtları ve düğün ağıtları
- 30:10meleklerle bir sohbettir.
- 30:14eee, yıllar sonra Rilke'nin bir
- 30:18mütercimi kendisiyle yazışırken, eee,
- 30:21buradaki melekleri nasıl çevirelim, şu
- 30:24kelimeyi nasıl karşılayalım? Dediğinde
- 30:26Rilke bir mektubunda, "Benim meleklerimi
- 30:29sakın ha Hristiyanlığın melekleriyle
- 30:30karıştırmayın. Benim meleklerim İslam'ın
- 30:32melekleridir diye yazar mütercimine
- 30:35mesela bu konu hala araştırılmadı.
- 30:38Eee, bir müddettir genç arkadaşlarıma
- 30:40söylüyorum. eee Alman dil edebiyatı
- 30:43çalışan yahut işte mukayeseyle teoloji
- 30:45çalışan arkadaşlara lütfen Rilke üzerine
- 30:48birkaç çalışma yapalım, yaptıralım. Eee
- 30:51hocam bu vesileyle Rilke'nin İslam'la
- 30:53ilişkisi üzerine parantezi kapatıyorum.
- 30:56Eee bu akış diyalektiği içerisinde yani
- 30:59bu geliş gidiş eee içerisinde paradoks
- 31:02gibi görünen durumlarla karşı karşıya
- 31:04kalırız.
- 31:06İslam düşüncesinde ikilik vardır ama
- 31:08ikicilik yoktur. Düalite vardır ama
- 31:11düizme izin verilmemiştir.
- 31:14Ne demek bu? Eee, aydınlık, karanlık,
- 31:17doğru, yanlış, hayır, şer, kevnü, fesat
- 31:21vardır. Ama buradan bir düalizm
- 31:24çıkmamıştır. Çünkü düizm iki unsur
- 31:28arasındaki ontolojik farkı ortadan
- 31:31kaldırır ve onları eşitler. Yani iyiyile
- 31:33kötünün, aydınlık ile karanlığın eşit
- 31:35ontolojik değere ve güce sahip olduğunu
- 31:38varsayar.
- 31:39Mesela Zerdüşlükte gördüğümüz dualizm ve
- 31:42benzeri dualist geleneklerde ahura,
- 31:45Mazda iyi kötü eşit ontolojik güce
- 31:48sahiptir. Halbuki İslam düşünce
- 31:50geleneğinde bunu aşan bir yüksek
- 31:52metafizik değer vardır. Aydınlık ve
- 31:55karanlık vardır. Ama eşyanın özü
- 31:57aydınlıktır.
- 31:58Işığın olmadığı yerde ortaya çıkan arizi
- 32:02duruma karanlık denir. Yoksa karanlık
- 32:05diye müstakil bir gerçeklik yoktur.
- 32:08iyiyile kötü karşılaştırıldığında
- 32:10eşyanın özü iyidir. Eşyanın aslı
- 32:14ibahadır fıkıhtaki tabiriyle eee iyinin
- 32:17olmadığı yerde arizi olarak ortaya çıkan
- 32:20duruma kötülük denir.
- 32:22Dolayısıyla İslam düşünce geleneği
- 32:24ikilikleri aşarak bunu tevhide,
- 32:27birliğe ulaştırmayı hedefler. Ama
- 32:29ikilik, ikilikler ve çokluklar kabul
- 32:32edilmiştir. Bunlar reddedilmez.
- 32:36Bu akış diyalektiği de bize bu ikiliğin,
- 32:38bu akışın diyalektik bir şekilde e
- 32:41ilerlediğini söyler. Bazı durumlarda
- 32:44bunlar paradoks gibi görünebilir. Yani
- 32:46birbiriyle çelişen, birbirini nakseden
- 32:49eee tezler gibi görülebilir.
- 32:52Eee
- 32:54halbuki bunlar paradoks değildir.
- 32:57Paradoks da zannettiğimiz gibi
- 32:59birbiriyle çelişme hali değildir.
- 33:02Paradoks kelimesi Yunancada para ve
- 33:05doksa kelimelerinden türetilmiştir. Para
- 33:07ötesi demektir. İlerisi ötesi.
- 33:11Yoksa kelimesi ise Yunancada dikeyin
- 33:15fiilinden gelir.
- 33:17Bir şeyi olduğu gibi, göründüğü gibi
- 33:19düşünmek demektir.
- 33:22Öyleymiş gibi düşünmek demektir.
- 33:24Dolayısıyla doksa zan, şüphe bir şeyin
- 33:29göründüğü gibi imiş haline denir.
- 33:33Eflatun doksaya karşı epistemeyi önerir.
- 33:37Doksa zandır. Episteme bilgidir.
- 33:40filozofun amacı 90'ı aşıp epistemeye
- 33:44ulaşmaktır der. Epistemenin kaynağı da
- 33:47bu dünya değil idealar dünyasıdır.
- 33:50Dolayısıyla filozofun bakması gereken
- 33:52yer 90'ın ötesinde, bu dünyanın ötesinde
- 33:55epistemeye, yakin bilgiye, kesin bilgiye
- 33:57ulaşmaktır." der. Paradoksa,
- 34:01eee, zannın ötesinde şüpheli imiş gibi
- 34:04görünen, çelişkili imiş gibi görünenin
- 34:06ötesine geçmek demektir aslında. Doksa
- 34:10kelimesi ortodoksi kelimesindeki
- 34:12doksayla aynıdır. İnanç demektir. Aynı
- 34:14zamanda bir şeye inanma halimizi de
- 34:17ifade eder. Heterodoksideki doksa da
- 34:19aynı kökten gelir.
- 34:22Bundan dolayı paradoks aslında eee
- 34:24çelişkili olma hali değil. çelişkili
- 34:28gibi görünen şeyleri aşmak için bize
- 34:30anlatılan
- 34:33mesellerdir, mecazlardır.
- 34:36Mesela az çoktur.
- 34:39Bir paradoks gibi görünüyor, değil mi?
- 34:42Ne kadar azsa o kadar çoktur. Ya az olan
- 34:45nasıl çok olur? azaltırsan,
- 34:47sadeleştirirsen aslında derinleşirsin
- 34:50demek istiyor. Bu paradoksal gibi
- 34:52görünen ifade. Yüklerinden kurtulursan
- 34:55özgürleşirsin.
- 34:57En büyük özgürlük teslimiyettir.
- 35:00Çok paradoksal görünüyor, değil mi? Yani
- 35:02nasıl oluyor? teslim olunca nasıl
- 35:03özgürleşiyoruz dediğinizde yüksek bir
- 35:06ilkeye, değere, erdeme teslim
- 35:08olduğunuzda nefsinizin esaretinden
- 35:11kurtulursunuz anlamında hem bir mecazdır
- 35:14hem de bir paradoksal gibi görünen
- 35:17şeyleri aşmaya dönük bir durumu ifade
- 35:20eder. Bu paradoksların en meşhur örneği
- 35:23de biliyorsunuz yalancı paradoksudur.
- 35:27Bir yalancı gelip size yalan söylüyorum
- 35:30dediğinde
- 35:34yalan mı söylemiş oluyor? Doğruyu mu
- 35:35söylemiş oluyor?
- 35:38Eğer yalancı yalan söylüyorsa söylediği
- 35:40doğru demektir. Yani gerçekten yalan
- 35:43söylüyorsa ona artık yalancı diyemeyiz.
- 35:46Eğer yalan söylemiyorsa zaten doğruyu
- 35:49söylediği için gene yalancı diyemeyiz.
- 35:51Yalancı paradoksunda olduğu gibi
- 35:53Epimenes diye bir eee milletli meşhur
- 35:56bir filozof var. Kadim Yunan filozofu.
- 35:58Onun da meşhur paradokslarından
- 35:59birisidir. Eee, pardon Giritli bir
- 36:02filozof. Bütün Giritliler yalancıdır
- 36:05paradoksu vardır Epimenes'in.
- 36:08Eğer bütün Giritliler gerçekten
- 36:10yalancıysa,
- 36:11eee, o zaman Epimenes'in de yalancı
- 36:14olması gerekir. Bu durumda söylediğinin
- 36:16yalan olmaması gerekir. Yani yalancıdır.
- 36:19Tersinden kurduğu zaman ise demek ki en
- 36:21azından bir tane yalan söylemeyen bir
- 36:23Giritli var. O da o kişi. Şimdi bu
- 36:26yalancı paradoksu, bu tür paradokslar
- 36:28üzerinden bize aslında paradoks gibi
- 36:31görünen şeylerin, çelişkili gibi görünen
- 36:33şeylerin aşılmasının mümkün olduğuna
- 36:36dair bir ufuk çizilir. Bir kavramsal
- 36:38ufuk çizilir. Dolayısıyla akış
- 36:40diyalektiği içinde karşımıza çıkan
- 36:42çelişkili haller, kabzu, bast, kevnü
- 36:45fesat, iyilik, kötülük, karanlık,
- 36:47aydınlık gibi eee çelişkili durumlar
- 36:51paradoksal olmakla birlikte aşılabilir
- 36:55bir üçüncü halin imkanını işaret eder
- 36:58mahiyette önermelerdir. Tam da bu
- 37:01noktada gene sadece bir cümle atıfta
- 37:04bulunacağım. Eee, çünkü çok geniş bir
- 37:07kavram. İbn Arabi'nin berzah kavramı
- 37:10devreye girer. İlginç, paradoksal bir
- 37:13şekilde İbn Arabi berzahı Araf'tan
- 37:16farklı olarak
- 37:19bir arada bulunan her iki şeyin üçüncü
- 37:22vasfı olarak tanımlar. Berzah bir şey
- 37:25değildir. İki şeyin bir araya geldiğinde
- 37:28ortaya çıkan üçüncü hali ifade eder.
- 37:32Işık ile gölge arasındaki çizgidir.
- 37:34Berzah iki denizin birleşmediği yerdir.
- 37:38Kur'an'daki ifadesiyle Kur'an'da üç
- 37:39yerde geçer berzah kelimesi. Bir tanesi
- 37:42kabir hayatı anlamında. O da ölüm ile
- 37:45ebedi alem, dünya ile ahiret arasındaki
- 37:48yer anlamında bir geçiş yeridir. Berzah
- 37:51iki denizin birleşmediği yer Allah'ın
- 37:54iradesiyle iki denizin birleşme
- 37:55birleşmezler. Çünkü aralarında bir
- 37:57berzah vardır diyor ayet-i kerimede. O
- 37:59berzah dediğimiz yer de onların
- 38:01birleşmediği yerdir. İbn Arabi bu
- 38:04kavramı alır, genişletir ve varlığın tüm
- 38:07modalitelerini uygular.
- 38:09Kevnü fesat dediğimizde,
- 38:13kabzu bas dediğimizde, aydınlık karanlık
- 38:15dediğimizde
- 38:17bu ikisini hem ayrıştıran hem de
- 38:19birleştiren şeyin adıdır berzah.
- 38:23Bir şeyi iyi olarak tanımlayabilmemiz
- 38:25için iyi olmayanı bilmemiz gerekir.
- 38:28Yani kötülüğü bilmemiz gerekir. Bir şeyi
- 38:31aydınlık olarak tanımlayabilmemiz için
- 38:33aydınlık olmayan yani karanlığı
- 38:34bilmemiz, tanımlamamız gerekir.
- 38:36Dolayısıyla her ben iddiası
- 38:40ötekini farz kılar. Yani ben ben diye
- 38:43bir şeyden bahsedeceksem sen olmadığım
- 38:46için benim. O olmadığım için benim.
- 38:49Dolayısıyla her ben tanımı, her bir öz
- 38:52tanım
- 38:54kendi dışındaki bir varlığı icbar eder,
- 38:56zorunlu kılar kavramsal olarak. Aksi
- 38:59halde sadece bir ben vardır
- 39:02ama kendisiyle tanımlayabildiğimiz bir
- 39:04karşıtlık olmayınca o beni de tanımlamak
- 39:07imkansız hale gelir. İbn Arabi berzahı
- 39:10her öz tanımın vazgeçilmez şartı olarak
- 39:13ortaya koyar. Dolayısıyla her bir şey
- 39:15var olduğunda mutlaka karşıtını icbar
- 39:17eder, karşıtını gerektirir. O ikisi
- 39:20arasındaki ayrım çizgisi de berzahtır.
- 39:23Ama o ayrım çizgisi aynı zamanda
- 39:24birleşme çizgisidir. Paradoksal bir
- 39:27şekilde. Bunu şu açıdan dikkatlerinize
- 39:30eee getirmek istedim.
- 39:33Özellikle bugün eee bu üç devrimden
- 39:35sonra artık evren anlayışımızın daha
- 39:38paradoksal hale geldiği aynı anda birçok
- 39:41tecrübeyi yaşadığımız bir çağda biraz
- 39:43daha bu kavramlar üzerine düşünmemiz
- 39:45gerekir. Paradoks berzah kavramları
- 39:48üzerine düşünmemiz gerekir diye eee
- 39:50değerlendiriyorum.
- 39:52Bu aslında eee bizim başka düşünce
- 39:54gelenekler geleneklerinden de aşina
- 39:57olduğumuz bir kavram. Mesela Hint
- 39:59metafiziğinde neti neti kavramıyla ifade
- 40:01edilir. Ne o ne bu? Kirkegard'a
- 40:03geldiğiniz zaman ya o ya o either or
- 40:06kavramına dönüşür. Bu bizim düşünce
- 40:08geleneğimiz özellikle İbn Arabi ekolünde
- 40:10berzahta olmak, berzah hali tam da bunu
- 40:13ifade eder. Kirkegard'ta da biliyorsunuz
- 40:16eee varlık, evren, yaratılış hem odur
- 40:19hem o değildir. Hem tanrının bir
- 40:23yansımasıdır hem de değildir. Bizde de
- 40:25nitekim evren yani Cenabı Hakk'ın
- 40:28yarattığı varlık alemi hem onun bir
- 40:33tecellisidir. onu işaret eder
- 40:36ama aynı zamanda onu perdeler.
- 40:40Perde dediğimiz şey de hem örter hem de
- 40:44açar.
- 40:47Paradoksal gibi görünen bu şey tam da
- 40:49evreni çok boyutlu diyalektik akış
- 40:52içerisinde anlamamıza kavramsal bir
- 40:55imkan sunar. Hint metafiziğinde de bu
- 40:57konu neti neti diye anlatılır. Yani ne o
- 41:00ne bu? Yahut eee
- 41:03tomistik e teolojiyi esas alacak olursak
- 41:06negatif teoloji dediğimiz eee kavrama
- 41:09bizi eee götürür. Negatif teoloji yani
- 41:12tanrıyile ilgili ne söylersen söyle o
- 41:14hep ondan daha başka bir şeydir.
- 41:16Yani hiçbir kelime, hiçbir
- 41:18kavramsallaştırma tanrının gerçekliğini
- 41:21bir bütün olarak kavrayamaz. Çünkü dil
- 41:24sonludur ve sonlu olan bir şeyle sonsuzu
- 41:26ihata edemezsiniz. Ama sonsuz olan
- 41:29hakkında bir sezginiz, bir fikriniz, bir
- 41:32tasavvurunuz olabilir
- 41:35ve bu tasavvur sizi bilimsel anlamda
- 41:38eksik ya da zayıf kılmaz.
- 41:41Eşyanın tabiatı gereği sonsuz olana dair
- 41:44bir fikrimiz olur ama onu fiziksel,
- 41:46matematiksel formüllerle ifade etme
- 41:48imkanımız olmayabilir. Fakat burada da
- 41:51bir paradoks vardır. Çünkü fiziğin,
- 41:53matematiğin kuralları evrenseldir.
- 41:56Newton'un ifadesiyle sonsuzdur.
- 41:592 x 2 4 her yerde 2 x 2 4'tür.
- 42:04relativiteye tabi değildir. Demek ki
- 42:07mutlak birtım kuralları sadece bu
- 42:09gözlemden çıkartmak, akli bir muhakeme
- 42:12ile çıkartmak mümkün. Dolayısıyla burada
- 42:15hani fizik ile metafizik, madde ile ruh,
- 42:17işte ruh ile beden, akıl ile kalp
- 42:20vesaire paradoks gibi görünen ne var ise
- 42:23varlık tezahürü içerisinde bunları
- 42:26aşabilecek bir perspektife ulaşabiliriz.
- 42:29Bunun için aslında bizim çok zengin bir
- 42:32eee kavram setimiz var. Sadece buna
- 42:35kısaca bir eee işaret etmek istedim.
- 42:37Bunları eee belki biraz eee
- 42:41derinlemesine çalışıp eee hem İslam
- 42:44düşünce geleneğinde hem de bugün eee
- 42:48tezat gibi görünen, çelişki gibi görünen
- 42:50bazı konuları aşmamıza birtım kavramsal
- 42:53fikri imkanlar sağlayabilir diye
- 42:56düşünüyorum. Tam da bu noktada, bununla
- 42:58da toparlayacağım. Eee,
- 43:03akıl kavramı hakkında birkaç şey
- 43:04söylemek istiyorum. Özellikle bu yapay
- 43:07zekanın eee insanın yanına değil yerine
- 43:11geçmeye çalıştığı bir dönemde eee akıl
- 43:14kavramı üzerine yeniden eee düşünmemiz,
- 43:17aklın ve akletmenin ontolojik zeminini
- 43:20belki yeniden tavzih etmemiz,
- 43:23tanımlamamız eee gerekiyor.
- 43:27Eee,
- 43:29bu demin bahsettiğim akış diyalektiği
- 43:31içerisinde, eee, akıl
- 43:36varlığın hakikatine ve tecellilerine
- 43:38şahitlik eden bir kabiliyeti ifade eder.
- 43:43Kendi başına hakikatin kurucusu değildir
- 43:45ama hakikati kurma ve inşa etme sürecine
- 43:48katılan önemli bir aktördür.
- 43:52Akıl dış dünyayı gözlemleyerek birtım
- 43:54çıkarımlarda bulunur. Kavramlara ulaşır.
- 43:56Soyutlama dediğimiz şey eski tabirle
- 43:58tecrit ya da tecerrüt. Yani eşyada
- 44:01gördüğümüz evrensel değerleri, hususları
- 44:05alıp tecerrüt eder. Maddeden soyutlar,
- 44:08ayrıştırır. Onu zihninde bir kavram
- 44:11haline getirir. Sonra kavramlar arasında
- 44:14ilişkiler kurmaya başlar. Akıl burada
- 44:16tecrübeden artık bağımsız olarak, beş
- 44:19duyudan bağımsız olarak kendi dünyasında
- 44:21hareket eden bir meleke haline gelir.
- 44:23Kavramlar arasında ilişki kurmaya
- 44:26başlar. Tutarlılık gibi işte eee diyelim
- 44:29ki eee 5 üçen büyüktür gibi önermelerde
- 44:34artık beş duyuya ihtiyacı yoktur aklın.
- 44:37Ve aklın bu muhaesi ve bunun sonucunda
- 44:41ulaştığı veriler tecrübi bilgiden daha
- 44:43güçlüdür.
- 44:45En azından akılcı gelenek hep bunu
- 44:48savunmuştur. Eflatun'dan beri akılcı
- 44:51gelenek aklın kendi tezlerini ortaya
- 44:54koymak için beş duyuya ihtiyacı yoktur
- 44:56ilkesiyle hareket eder. Bu çok önemli
- 44:58bir iddiadır. Rasyonalist gelenek
- 45:01açısından,
- 45:03eee, pozitivizmle beraber varlığın ana
- 45:06modalitesinin maddeye indirgenmesi,
- 45:09maddeyi anlama biçimimizin de beş duya
- 45:11indir indirgenmesi sonucunda biz aslında
- 45:15akli muhakememizin önemli bir kısmını
- 45:18askıya aldık. Sadece beş duyuya dayalı
- 45:21bir evren tasavvuruyla indirgemeci bir
- 45:23ontoloji inşa edildi. Halbuki akıl
- 45:26Eflatun beri devam eden geleneği esas
- 45:29alacak olursak buna neredeyse bizim
- 45:31bütün filozoflar dahildir. Yani
- 45:33Aristocu, Eflatuncular dahil, İbn Rüş
- 45:35dahil, Farabi dahil, Meşailer dahil,
- 45:38hepsi dahil. E hepsi akli prensibin
- 45:41tecrübi ilkeden daha değerli, daha
- 45:44temelli, daha sağlam olduğu konusunda
- 45:47hemfikirdirler.
- 45:49Bu eşyadan bağımsız aklın kendine göre
- 45:52hareket etmesi anlamına gelmez. Çünkü
- 45:54aklın kendine has ilkeleri vardır.
- 45:56Onları izlemek eee durumundadır. Ama
- 45:59neticede rasyonalizm dediğimiz şey
- 46:02buradan çıkmıştır. Yoksa rasyonalizm
- 46:04inanca karşı olan işte dine karşı olan
- 46:07eee işte bilimcilik falan üreten bir şey
- 46:09değildir. Masa rasyonalizm dediğimiz
- 46:11ekolün temeli eee tecrübeye karşı, beş
- 46:15duyuya karşı akli ilkelerin daha
- 46:16güvenilir bilgi ürettiği Eflatun'un
- 46:19tabiriyle doksadan epistemiye geçişi
- 46:22sağlayan süreci ifade eder. Yakin
- 46:25bilgiyi bize verir. Kesin bilgiyi bize
- 46:28verir. Fakat bu akıl eee
- 46:32kendini aşan bir ufka da yabancı
- 46:35değildir.
- 46:37İslam düşünce geleneğindeki akıl
- 46:38kavramının büyük dönüşümünü, tarihini,
- 46:41serüvenini dikkate alırsanız hemen hemen
- 46:43hepsinde ortak nokta ister meşai
- 46:46zaviyeden bakın ister tasavvufi
- 46:49zaviyeden bakın aklın kendini aşan bir
- 46:52ufka yabancı olmadığı fikri üzerine
- 46:54kuruludur.
- 46:56Akıl mutlaklaştığı zaman, kendine
- 46:58tapmaya başladığı zaman kendi özüyle
- 47:00çatışır. Kendi tabiatına ihanet eder.
- 47:04Akla böyle bir misyon yüklemek aklı
- 47:09akla zulmetmektir.
- 47:11Taşıyamayacağı bir yükü ona yüklemektir.
- 47:14Eşyayı, varlığı sadece beş düyünün ve
- 47:17aklın bilebildiklerinden ibaret
- 47:19zannetmek
- 47:21tabiri caizse arabayı atın önüne
- 47:23sürmektir.
- 47:25Eee, Kant'la beraber batı metafiziği
- 47:30aklın ulaşamadığı alanı düşüncenin,
- 47:32felsefenin, bilimin dışında bir alana
- 47:36kilitlemiştir.
- 47:38Kant o konuda agnostiktir.
- 47:41Ateist değildir. Agnostiktir.
- 47:44Orayı bilemeyiz der. Bilmediğimiz şey
- 47:46hakkında da konuşmayalım der.
- 47:48Bitgenstein'ın traktatusunda bildiğiniz
- 47:50gibi üzerinde cümle, mantıksal cümle
- 47:53kuramadığımız, konuşamadığımız şeyler
- 47:55hakkında susmalıyız der.
- 47:57Ama B Witgenstein bile ikinci döneminde
- 48:01yani Traktatus'tan sonra felsefi
- 48:03araştırmaları yazdığında bu önermesinin
- 48:05ne kadar yanlış olduğunu, o dönemin eee
- 48:09mantıksal atomizminin etkisinde eşyayı
- 48:13çok dar bir zaviyeden gördüğünü anlar ve
- 48:18bu kadar matematiksel, mantıksal
- 48:20kesinlikten dil oyunları dediği yepyeni
- 48:23bir felsefi kavrayışa evrilir.
- 48:26Witgenç'ın ik döneminde söylediği de
- 48:29aslında aklın kendini aşan bir
- 48:32gerçekliğe yabancı olmadığı, böyle bir
- 48:34ufkunun olduğu fikrine dayanır. Bunu da
- 48:38bizim düşünce geleneğinde en güçlü ve
- 48:40köklü şekilde ifade eden isimlerden
- 48:42birisi İmam Gazali'dir. İmam Gazali'nin
- 48:45filozoflara yaptığı temel eleştiri
- 48:48metafizik alanını aklın verilerine
- 48:50indirgediği iddiasıdır. Gazali bu konuda
- 48:53ne kadar haklı haksız tartışılır?
- 48:56Ben Gazali'nin filozoflara biraz fazla
- 48:59müteşeddit, biraz acımasız, biraz haksız
- 49:02davrandığını düşünüyorum. Dönemin
- 49:04şartları içerisinde yani filozofların
- 49:06şurada söylediğini en uç noktaya götürüp
- 49:08ha bunu diyorsam bunun mantıksal sonucu
- 49:10budur deyip burada yargılamıştır. Şurada
- 49:13yargılasaydı belki daha iyi bir yerlerde
- 49:16duracaktık eee meşai gelenek açısından.
- 49:19Ama buraya taşıması da gerekiyordu o
- 49:21sert hamleyi yapabilmesi için kendince.
- 49:24Eee ama neticede
- 49:27eee akıl kendine sınır çizebilen, o
- 49:31sınırın ötesinde de bir gerçekliğin
- 49:33olduğunu kabul eden, idrak eden bir
- 49:35melekedir.
- 49:37Ben buna bir aşkın akıl ya da aşkın
- 49:39akılcılık diyorum. Yani indirgemeci
- 49:43akılcılığın tersine
- 49:47kendini aşabilen, aşkın diyalektiğe açık
- 49:50bu imkanı tanıyan bir akıldan
- 49:53bahsedebiliriz.
- 49:54Böyle tanımladığımız zaman akıl hem beş
- 49:57duyunun verilerini hem kendi iç
- 49:59tutarlılık kategorilerini anlamlı bir
- 50:01zemine oturtabilir hem de kalp gibi,
- 50:04sezgi gibi, duygu gibi, sanat gibi,
- 50:07tecrübe gibi, inanç gibi varlığın diğer
- 50:10tezahürleriyle barışık hale gelebilir.
- 50:13Nitekim düşünce tarihine baktığınız
- 50:15zaman da aslında bütün büyük sıçramalar,
- 50:18bilimsel, felsefi, sanatsal büyük
- 50:20sıçramalar sadece bir rasyonalist
- 50:23filozofun
- 50:25eee ofisinde, masasında, laboratuvarında
- 50:29yaptığı bilimsel hesaplamalarla olmadı.
- 50:33Tam tersine
- 50:34birtım bilimsel sezgilerle, matematiksel
- 50:38sezgilerle, sanatsal sezgiler ve
- 50:40sıçramalarla
- 50:42oldu. Einstein relativite teorisi ile
- 50:45ilgili ilk makalesini 1913 yılında
- 50:47yayınladığında bütün fizik dünyası
- 50:49Einstein'a gülmüştü.
- 50:52Bu ne teorik olarak tutarlı ne de
- 50:55bilimsel olarak ispatı mümkün bir teori
- 50:57diye reddedilmişti.
- 51:00Ve doğrudur.
- 51:02Einstein relativite
- 51:05kağıdını, makalesini ilk yazdığında bunu
- 51:08bilimsel olarak ispatlama imkanından
- 51:11yoksundu. Laboratuvara gidip ispatlama
- 51:13şansı yoktu bunu. Yani ne eee atom altı
- 51:18dünyayı tasvir edebilecek ne de sonsuz
- 51:20mesafeleri ve kütleleri hesap edebilecek
- 51:22bir bilimsel laboratuvar imkanına sahip
- 51:25değildi. Bunu tamamen matematik
- 51:27sezgisiyle yapmıştı.
- 51:29Einstein'ın büyüklüğü aslında burada.
- 51:32Einstein laboratuvarda oturup çalışan
- 51:33bir bilim adamı değildi. Yıllar sonra
- 51:36biliyorsunuz yıllar yıllar sonra
- 51:38Einstein'ın eee teorileri bilimsel
- 51:40olarak 1940'lı 50'li yıllarda ispat
- 51:43edildi. Eee ve bu tamamen bir
- 51:46matematiksel, bilimsel sezgiye
- 51:48dayanıyordu.
- 51:49Eee benzer örnekleri mesela İskoç
- 51:53aydınlanmasında görebilirsiniz,
- 51:54Newton'da görebilirsiniz. Bugüne kadar
- 51:56getirebiliriz bunları. Dolayısıyla bir
- 51:59aşkın akıl kavramı açısından
- 52:00baktığınızda bu akıl eee kendi hakkını
- 52:05verirken aynı zamanda başka dünyalara da
- 52:07açık olabilen, başka verileri de makul
- 52:10görüp bunlarla iş tutabilen bir akıl
- 52:12haline gelebilir. Böylece çağımızın
- 52:16büyük sorunlarından biri olan eee
- 52:19indirgemeciliği, ontolojik epistemolojik
- 52:21indirgemeciliği de aşma imkanına
- 52:24kavuşabiliriz. Şimdi sizi çok yormak
- 52:26istemiyorum. sadece birkaç kavram ve
- 52:28başlık etrafında eee düşünmenize vesile
- 52:32olur düşüncesiyle birkaç şeyi paylaşmak
- 52:34eee istedim. Eee bu üzerinde çalıştığım
- 52:38bir eee aslında kitabın mukaddimesinden
- 52:41bir bölümdü bugün sizinle paylaştığım
- 52:43şey. Bunu da inşallah deliliyle
- 52:46göstereyim. Yani müdelel. İnşallah bunu
- 52:49da bu yaz ya yıl sonuna kadar bitirip
- 52:51eee yayınlamayı planlıyorum. Şimdi hocam
- 52:54diyecek ki bu kadar işin içinde bir de
- 52:55bunu yapıyorsunuz. Doğru. Sadece bir
- 52:58biyografik ya da otobiyografik bir şey
- 53:00söyleyeyim. Ben akademik hayattan gelen
- 53:02okuma yazma disiplininin faydalarını
- 53:04yaptığım işte çok gördüm. Bundan da hiç
- 53:07kopmadım. Şikayet de etmedim. Ben şu
- 53:10anda mevcut bildiğiniz görevlerimi
- 53:12yürütürken bunları yaptığım zaman, bu
- 53:14okumaları yaptığım zaman, kendimce
- 53:16oturup yazı dünyama çekilip bir şeyler
- 53:19yazdığım zaman yaptığım diğer işleri de
- 53:21daha iyi yaptığımı biliyorum.
- 53:23Dolayısıyla bu bana bir yük olmuyor.
- 53:24Bana bir nefes aldırıyor. Aklım nefes
- 53:26alıyor. Ruhum nefes alıyor, kalbim nefes
- 53:29alıyor. İnşallah bu sohbet sizlerin de
- 53:32zihninizde bazı küçük kapıların,
- 53:34pencerelerin açılmasına vesile olur.
- 53:36Tekrar davetiniz için, beni dinlediğiniz
- 53:38için çok teşekkür ediyorum.
About this transcript
This page contains the full transcript of Üç Devrimin Hikayesi | Prof. Dr. İbrahim KALIN by İslâm Düşünce Enstitüsü [İDE], generated from the public captions YouTube serves with the video. The transcript has 5,895 words across 1,224 segments, with the original timestamps preserved so you can click any line to jump to that moment in the embedded player.
What you can do with it
Use the transcript to take notes, quote the speaker, build a study guide, generate a summary with ChatGPT or Claude via the YouTube Summary tool, or export it as a timed subtitle file with YouTube to SRT. You can also re-open it in the transcriber to translate the transcript into 100+ languages.
Free YouTube transcript tool
YouTube2Text is a free YouTube transcript generator — no signup, no daily limit. Paste any YouTube link and get the full transcript instantly, with timestamps, click-to-jump, translation to 100+ languages, AI prompts for ChatGPT, Claude, and Gemini, and exports to TXT, SRT, VTT, or Markdown.